Blog prensiplerim:
- Biriktikçe yazıyorum: tecrübe, bilgi, acı, mutluluk vs.
- "Bana da beklerim" tarzı yorumları içeriği ne olursa olsun yayınlamıyorum.
- Yorumlara vakit yaratabildikçe cevap yazıyorum.

11 Ağustos 2019 Pazar

-SON-

Saat 5.30 suları, gün ağarmaya yeni başlarken gökte kanat çırparak süzülen bir karga belirdi. Biraz daha yaklaştığında Kız onu tanımıştı, gelen Karga’ydı. Balkon korkuluğuna yaslanmış şekilde Karga’nın yaklaşmasını izledi. Üzerindeki ince gri cekete sıkıca sarılmıştı, esen rüzgar topuz yaptığı saçından çıkan kıvırcık tutamları dalgalandırıyordu. Rüzgar serindi ve nem kokuyordu, sonbahara az kalmıştı. Karga nihayet metal korkuluğa kondu. Tıkırtılarla olduğu yerde yön değiştirdi. Kafasını sola eğdi ve Kız’a baktı. Kız da derin bir soluk vererek Karga’ya çevirdi başını. Bir süre birbirlerinin karanlık ve neredeyse siyah olan gözlerine baktılar. Sabah serinliğindeki sessizliği bozan Kız oldu, “Çok şey değişti.”. Karga sessizliği ile onu onayladı, Kız devam etti, “Fazla yoruldum. Artık ne ben eski benim ne de hayatım eski hayatım.”. Burnundan tek bir nefes vererek acı şekilde güldü, “Sahi, daha ne kadar gerçekleri inkar ederek hayali bir hayat yaşayabilirdim ki? Bak, görüyor musun? Artık yazamıyorum, çizemiyorum, şarkı söylemek bile eskisi kadar keyif vermiyor...”. Rüzgar daha bir şiddetle esti ve Kız biraz daha ürperdi, ceketinin zaten kapalı olan önünü daha sıkı kapattı kendine sarılarak. Halen parlayan gözleriyle dümdüz şehrin görülebilen en uzak noktasından en yakınına kadar etrafını taradı, “Bu şehirden nefret ediyorum.”. Karga çenesine yediği darbelerden yamulan gagasını açacak oldu ama o sırada Kız yaşlarla dolmuş gözlerini ona çevirdi, titreyen sesiyle “Bu şehirden en çok da sana verdiği zarardan dolayı nefret ediyorum.”. Yanaklarından süzülen birkaç damla gözyaşı beşinci kattaki evinden bahçeye süzüldü. Karga kararlı bir şekilde gakladı, çenesi yamulsa da sesi halen gürdü, “Gidelim.” dedi. Kız gözlerini kapadı ve iri iki gözyaşı gözlerini terk etti, “Gidelim.”. Karga bir kez daha gakladı, “Başka sabah serinlikleri de olacak ama adına sabah serinliği demeyeceğiz. Belki bizi tanıyan kimse olmayacak o sabah serinliklerinde ve muhtemelen artık biz Karga ve Kız olmayacağız ama yine biz, biz olacağız.”. Kız, Karga’nın kanadını okşadı ve ağzından boşalttığı hava ile cevapladı “Evet.”. Sonra Karga havalandı, uçarak yere paralel üç çember çizdi. Aynı anda Kız da olduğu yerde dönerek üç çember çizdi. Son çemberden sonra Karga balkona yaklaştı, Kız da korkuluğa tırmanarak Karga’ya eğildi, “Değiş” diye fısıldadı. Gün halen ağarmakta olduğu için tam aydınlanmamıştı gökyüzü ama yine de o an etrafa saçılan ışık yarı aydınlanmış gökte farkedilmeden yitip gitti. Karga ve Kız’ın değişimine birisi şahit olsaydı gördüğü sahneyi, dönüştükleri şeyi tanımlaması mümkün olmazdı ama zaten kimse görmedi, dolayısıyla kimse tanımlama ihtiyacı da duymadı. 

Karga ve Kız artık yoktu.
(son şarkı)

1 Ağustos 2019 Perşembe

Fazla Mutsuz

Mutsuz bir insan olmak, mutsuz ve huzursuz.
Mutsuz bir insan olmak, amaçsız ve savrulan.
Mutsuz bir insan olmak, sorumluluklarından kaçan.
Mutsuz bir insan olmak, işlerini tamalayamayan.
Mutsuz bir insan olmak, potansiyelini kullanamayan.
Mutsuz bir insan olmak, kendi düzenine kendi çelme takan.
Mutsuz bir insan olmak, hedeflerini kendinin mi başkalarının mı belirlediğini unutan.
Mutsuz bir insan olmak, sevdiği adama kırgın olan ve delice özleyen.
Mutsuz bir insan olmak, kendinden yorulan ama  bunu kimseye şikayet edemeyen.
Mutsuz bir insan olmak, sırf her şeye müdahale ediyorlar diye artık ailesinden bile uzaklaşan.
Mutsuz bir insan olmak, kendini kaybeden.
Mutsuz bir insan olmak, mutluluğu  yiyeceklerde arayan.
Mutsuz bir insan olmak, başarılarını unutan.
Mutsuz bir insan olmak, yakın zamandaki mutlu anlarını bile silip atan.
Mutsuz bir insan olmak, belki de mutluluğa gereğinden fazla önem veren.
Mutsuz bir insan olmak, belki de bazen de sadece mutsuz olması gerektiğini kabul etmesi gereken. 

Sevgiler,
Karga

23 Nisan 2019 Salı

Nihayetinde Kelimelere Döktüm


Ne zormuş kendini bulmak. Arıyor, tarıyor, buldum sanıyor insan, üzerine yakıştırıyor bir şeyleri. Sonra bir zaman geliyor, yakıştırdığı şey emanet duruyor üstünde. Sanki kirli bir şeyi çıkarır gibi atıyor üzerinden ve belki temizleyebilme ihtimalini bile düşünmeden yenisini aramaya koyuluyor.

29 Mart 2019 Cuma

Şipşak, Hızlı Yazılar: Döngüler İçinde Döngü

"... Öğrenme, içgüdünün tam tersidir. İçgüdüler genetik olarak belirlenmiş davranışlardır; öğrenme ise tecrübeyle değişen bir davranıştır. ... neden bazı olgular öğrenilirken, bazıları içgüdülerle yapılır?
...
... Ortak kanıya göre öğrenmek iyidir, içgüdü kötüdür, daha doğrusu, öğrenmek gelişmişlik göstergesidir, içgüdü ise ilkellik. Dolayısıyla hayvanların doğal olarak bildikleri her şeyi bizim öğrenmemizin gerekmesi, insanların daha gelişmiş olmasının bir işaretidir. Bu geleneği takip eden yapay zeka araştırmacıları, öğrenmeye büyük önem verdiler: Hedefleri, öğrenebilen, çok amaçlı bir makine yapmaktı. Fakat bu, gerçekte hatalı bir yaklaşımdır. İnsanlar içgüdüleriyle, hayvanların yaptıklarını yaparlar. Sürünürüz, ayakta dururuz, yürürüz, bağırırız ve tıpkı bir tavuk gibi içgüdüsel olarak gözümüzü kırparız. Öğrenmeyi sadece hayvan içgüdülerinin yetersiz kaldığı şeyler için kullanırız: okumak, araba sürmek, bankacılık ve alışveriş yapmak gibi. ...

16 Mart 2019 Cumartesi

Pencereden Gözlemler



İlk kelime. 

İlk satır.

İlk sayfa.

Her şeyin bir ilki vardır, her ilk ise bir şeye dönüşmeyebilir.