22 Aralık 2015 Salı

Selam Ben! Ben, Ben. Tanıştığıma Memnun Oldum.

(Başlığa sebep olan söz.)
Yaşam, bize bütün kitapların öğrettiğinden daha çoğunu öğretir. Çünkü yaşam, bize karşı direnir. İnsan, ancak engellerle karşılaşıp onları aşmaya çalıştıkça kendini tanıyabilir.
-Antoine de Saint Exupéry(Küçük Prens'in yazarı)
Selam!
Çok blog okuyamıyor ve çok blog yazamıyorum farkındayım ama bunu takıntı haline getirmemeye çalışıyorum çünkü hayatımda buranın çok önemli bir yeri olsa da daha önemli olanlara ağırlık vermek zorundayım; kendi iyiliğim için. Her zaman yorum yapamasam da vakit buldukça blog okuyorum ama :)
-Kursumda ki kur geçme sınavında başarılı oldum, artık B2'yim. Yabancı hocayla devam edecekmişiz. Cumartesi ders başlıyor bakalım nasıl olacak.
-Ehliyet yazılı sınav sonuçları belli olmadı bir haa. O belli olunca direksiyon derslerine devam edeceğiz de. Araba sürmeyi bu kadar isteyeceğimi tahmin edemezdim :D
-Star Wars'a Big Bang Theory dizisinden kaynaklı merakım vardı ama şu son reklamlar o kadar merakımı arttırdı ki. Mesela bu:
İzlerken tüylerim diken diken oldu resmen :D

-Bunalımlardan bunalım beğeniyorum sıkıldıkça. Dün "Bunalıma girmeyeyim de kitap okuyayım." dedim, oturdum bir akşam boyu kitap okudum(Tam da kitabını okumuş değil mi :D) 48 sayfalık bir kitap, sözleri ilgimi çektiği için almıştım. Çevirisinde beni rahatsız eden kısımlar var ama onun dışında yazarın dilini beğendim. Başka kitaplarını da alırım ilerde ama kesinlikle bu yayın evini tercih etmeyeceğim.( Yayın evi: 6:45 ) Kitabın içeriğini merak eden olursa hakkında yazı yazarım ama özet geçecek olursak adam şizofrenin bakış açısını ve akıl hastalıklarının yorumlanmasını anlatmış. Değişik fikirler kattı bana. Seneler önce Edgar Allan Poe'dan esinlenerek yazdığım hikayem aklıma geldi ve onu okudum bu kitabı bitirince. Amatör bir hikaye olmasına ve o zamanki bilgi seviyeme rağmen şizofreniyi ifade etmeye çalışmamı beğendim. Fırsat bulunca bloğa da yazayım o hikayemi :)
-Blogda bundan sonra hikayeler Karga'dan değil. Halen görüşüyoruz ama artık hikaye anlatmıyor. Sadece haberler getirip gidiyor. Hikayeleri ben yazmak zorundayım yani artık.
-Türk Dili hocası sabah küçük bir sınav yaptı bizi. Tutunamayanlar kitabından noktalama işaretleri yapılmamış 5 sayfanın noktalama işaretleri koymamızı söyledi. Ben noktalama işaretlerine mümkün olduğunca dikkat etmeye çalışan bir insanım, bu sebeple doğru anlamı elde edinceye kadar bir cümleyle bile epey uğraşırım. Çok uğraşmamdan kaynaklı sınavda en sona kaldım ve daha 2 sayfam vardı. Hoca "Artık beni daha fazla bekletme. Olduğu kadar." dedi ve kağıdımı aldı. O sırada sınftan çıkmak üzere olan kızlardan birisi de "Roman okur gibi yapmış." tarzı bir laf etti. Fazla takılmamalıyım diyorum hatta şu ara bu takılma seviyemi en aza indirmiştim ama yinede sinirlerimi bozacak kadar bile düşünüyorum milletin laflarını...
-Okulumda müzik öğretmenliği bölümünden çok güzel sesler geliyor hep. Bugün eve giderken onların çıkışlarını kullandım sırf biraz daha piyano ve keman sesi duyabilmek için; canlı dinlemek, Youtube'dan dinlemekten daha güzel tabii ki :)
-Birini sevmek ne kadar külfet bir iş. Ayağına yapışan sakız gibi; ne kolayca kurtulabiliyor ne de yoluna devam ederken rahat edebiliyorsun.(Bu arada Kocan Kadar Konuş güzel filmdir. Kaldıysa halen izlemeyen, tavsiyemdir ^^)
-Melankoli ruh halinden kurtulmak için önce melankolik şarkı ve müziklerden uzak durmak lazım, söylemesi kolay ama gel de uygula. Elim istemeden bu şarkılara ve resimlere gidiyor. Geçen seneden kalan pis huylar bunlar işte :/
Sevgiler
Kız
Edit:Ehliyet yazılı sınavdan 96 almışım :D

16 Aralık 2015 Çarşamba

Nadide Hayat -Film-

"Diyenler sadece konuşanlardır Nadide Hanım; yaşamak isteyip yaşayamadıkları için, korkak oldukları için başkalarını ayıplayıp intikam alırlar..."
Demet Akbağ severim.
Yumuşak, dinlendirici filmleri de severim(özellikle de şuaralar epey ihtiyacım var)
Vizyona girdiğinde izlemek istediğim filmlerden ;)
Not: Bu yazıyı okuldaki bilgisayardan yazıyorum, kendi çapımda küçük gerilimler işte :D Ya bir de F klavye nasıl bir işkencedir, o kadar zorlanıyorum ki yazmakta.

Sevgiler
Kız

10 Aralık 2015 Perşembe

Düşünme Hiç "Ehliyet"

Selam :)
Yemek yerken The Big Bang Theory izliyorum genelde; bölümleri 20 dakika olduğu için yemek süresince bitiyor. Orta sezonda başladığım için diziye şuan eski bölümleri izliyorum ve şansa bakın ki bugün izlediğim bölüm sürüş ehliyeti almak hakkındaydı. Kendime yakın hissettiğim sözleri sizin için aldım. Bakın bakalım :D



Biliyorsunuz, bilimle alakalı bir bölümde okuyorum ve inşaallah gelecekte de başarılı bir bilim insanı olmak istiyorum. Bu sebeple Sheldon'ın sürücü ehliyeti alma olayını bilmin yanında önemsizleştirmeye çalışmasını ayrı bir eğlenceli buldum :D 


Neyse işte dünkü sinirli halim bugün de devam ediyordu ama bir şey oldu ve silindi(Diziyi izlemeden önce). Ehliyet kursuna saya söve gidiyordum; gitmek istemiyordum ya hani. Aslında gitmek istememe nedenim reflekslerimin henüz gelişmemiş olması ve sürerken hep hocanın müdahalesiyle sürüşümün düzelmesiydi, açıkçası beceremeyeceğimi düşünüyorudum bu işi. Bugün boş bir alanda hoca bol bol direksiyon çalıştırdı ve öyle düzeldi ki sürüşüm. Hatta arabayı sürerken yoldaki başka bir sürücüyü bile eleştirdim boşta bulunup :D Eve kadar kendim sürdüm arabayı falan ama nasıl mutlu oldum sürerken. Hoca da tabi baya motive ediyor ama sağolsun cidden sürüşüm çok iyileşti. Daha 3. dersti bugün ve 7 dersim daha var. Bilmediğim sadece park etmek kaldı, onu da öğrendim mi inşaallah iyice reflekslerime oturacak sürüşüm :) Hafta sonu da teorik sınav var, ona hazırlanıyorum bir-iki gündür. İnşaallah o da iyi geçer. Hadi bakalım, ben gaza gelmişken işimi gücümü halledeyim :)


Sizi şu ara çok severek dinlediğim bir şarkıyla bırakıyorum. Aslında Ajda Pekkan söylüyor bu şarkıyı ama ben bu videodaki bayandan dinlemeyi daha bir sevdim :)
Ajda Pekkan'dan da dinlemek isterseniz buyrun :)

İyi bakın kendinizeee ^^
Sevgiler
Kız

9 Aralık 2015 Çarşamba

Yoğunluktan Çöktüm, Buharlaşamadım...

Çok yoğunum, her günüm öylesine dolu ki. Mecburi yapmam gereken birkaç iş araya sıkıştırılmasaydı aslında çok mutluydum bu yoğunluktan ama şuan çok yoruluyorum: ablam evlenecek, ehliyet sınavım ve direksiyon dersim var. Bu 3 olayı da hiç istemiyorum aslına bakarsanız. Ablamı sevmiyorum, bana ablalığı da olmadığı için onu sevmememden rahatsızlık da duymuyorum hatta bana ve ev halkına çektirdiklerini düşününce de nefret ediyorum ondan. Sırf millet sorup durmasın diye kınasına katılacağım, sırf annem kendini yıpratmasın diye ablamın üstlenmediği alışveriş işlerinde anneme yardım ettim. Tek dileğim evlensin ve kurtulayım ondan. Millet özlersin diyor ama o hep uzaktaydı ve hiçbir zaman özlemedim onu, hatta varlığı ancak gerilim ve öfke yaratıyordu.
Ehliyet olayını da istemiyordum babam zorla kaydettirdi. Evet, çok büyük kolaylık ve rahatlık ama ben çok panik yapıyorum arabada. Aslında diğer araçlar ve yayalar olmasa çok stressiz bir iş ama onları yok edemeyiz de. Mecburen o ehliyeti almalıyım işte. Bir de malum bayan olduğumuz için her bir haltta karşı cinsler hatta bazen hemcinslerim ezmeye çalışıyor. Bu sebeple kendimi güçlü gösterecek ve yapacak hiçbir artıyı göz ardı edemem.
Çevremde kime bu yoğunluktan yakınsam, bu yoğunluğun tam benden beklenilen bir şey olduğunu söylüyor. İyi güzel de bu aralar kendime zulmediyormuşum gibi hissediyorum. Of, yoruldum işte!
------
Blog yazmak ve okumayı çok istiyorum ama gerçekten telefondan yapmak hiç kolay değil hele de kafayı yemiş bir telefonunuz varsa. Laptop almak için resmen borsa takip ediyorum. Dolar bir inmedi arkadaş, kafayı yiyeceğim. Bak Dolarcığım 2.5 olsan hatta 2.55 olsan hatta bak 2.6 olsan kabulüm. Allah'ını seversen düş artık yaa >¤<

Sevgiler
Kız

2 Aralık 2015 Çarşamba

Vizeler Bitti, Peki Ya Sonra?

(Çatı katında pencere havası verilmeye çalışılan fotoğraf :D Halbuki alakasız bir yeri çekmiştim.)
Vizeler iyi kötü bitti. Hocalarımın bir kısmının adaletsizliğini her yerde anlattığım için şuan anlatasım gelmiyor. Allah'ım sonuçlar iyi gelsin, hocalar insaflı notlandırma yapsın inşaallah (AMİN u_u) Tabi benim vizeler bitti ama çalışmalarım bitti mi? Yo-o. Çünkü önümde(2 hafta sonra) bir kur geçme sınavım var ingilizce kursunda ve bir de ehliyet sınavım var. 2 güncük dinlendim şimdi de bunları yazıp ingilizce çalışacağım :) 
Yazılacak bir sürü yazı birikti, kafamda bir sürü fikir var. Sırayla yazacağım hepsini inşaallah. Yazı fikirlerine de açığım bu arada. "Şu konuda yazabilirsin" tarzı yorumlar değerlendirmeye alınacaktır :) 
Hadi kendinize iyi bakın ^^
(Havalar nihayet sonbaharlığını hissettirdi hatta kış sonbahara doyamadan gelicek gibi. Bu havalarda güzel gidebilecek bir şarkı. Büyüsek de küçüklüğümüzün hiç ölmemesi dileğiyle.)
Sevgiler 
Kız

26 Kasım 2015 Perşembe

Vize Haftası ve Tanıdık Yüz

Selaam :)
Dayanamadım geldim ama ayak üstü :)
Vize haftam son gaz değil bildiğin kağnı gibi devam ediyor. Eğer bir daha ders çalışmayıp aylaklık yaptığımı söylersem kafama kürekle vurun lütfen çünkü vize haftası bunun sıkıntısını çok çektim ve çekiyorum. Bildiğiniz bunalıma girmiştim (çıktım çok şükür :D ). Ders çalışırken bir baktım çok konu mu var? Burnum sızlıyor. Saat mi kalmamış? Gözlerim kızarıyor. Konuyu anlayamadım mı? Heeh gitti işte ağladım. Töbe Yarabbim. Ağlamaktan nefret etten ben oturup ağladım yaa. Böyle ders çalışmak çok zor maalesef. Her ağladığımda ders çalışmadığım, aylaklık ettiğim, "Amaan sonra çalışırım" diyip çalışmadığım günlere küfrettim. Bir de stres ve duygu karmaşası olunca mümkün değil çalışamıyorum, bildiğiniz motor hararet yapıyor duman falan çıkıyor :D Sonra annem melisa çayı iyi gelir sinirlere iç istersen dedi, içtim ve ne mi oldu? Salak salak her şeye gülmeye başladım. Sırtımda kanatlar falan çıktı bildiğiniz uçuyordum :D Tabii herkeste aynı etkiyi mi yapar, zararı var mı bilmiyorum. O kadar çaresiz hissediyordum ki bu ihtimalleri umursamad bile. Şimdi hergün bir kupa içiyorum. İyi geliyor. Haftaya doktora gidince soraxağım zararını yararını. Vizelerimin nasıl geçtiğini  hepsi bitince yazarım ;)
Tanıdık bir yüzden bahsetmek istiyorum bir de. Ben 16 yaşımdayken resim kursuna gitmiştim. Kursa bir hocam vardı resim öğretmenliği okuyordu. Aşırı yetenekli ve çok sevimli birisiydi. Yani beğeniyordum biraz ama "Allah sahibine bağışlasın" şeklinde bir beğeni. Geçen okulda karşılaştım ve meraktan internetten de araştırdım. Yüksek lisans yapıyormuş, babasıyla atölye açmışlar, sergi yapmışlar falan baya geliştirmiş kendini. Bugün yine karşılaştım ve uzaktan inceleme fırsatım oldu. Kıyafet tarzı değil ama hareketleri ve saç stili değişmiş. Daha önce çok çocuksuyken şimdi artiz olmuş :D Saçları kıvırcıktı ama şimdi jöleli kıvırcık olmuş :D Ağzında cak cak sakızı ve "ben buranın kralıyım" edasıyla adımları :D Bunu görünce ben bir başladım gülmeye :D Dışardan gören beni deli sanmıştır herhalde çünkü kendi kendime yürüyerek gülüyordum. Huyumdur zaten :D Onu bu halde görmek aslında şaşırtmadı beni çünkü kurs zamanı bile oturmamış bir kişiliği vardı. Belki de budur artık onun kişiliği :)
(Biraz daha uzun ve daha jölelisi :D )
Neyse işte böylee. Hadi ben kaçtım :)
Not: 9 yorum var şuan yayınlanmayı bekleyen. Cevaplamaya vaktim olmadığı için yayınlayamadım ama vize bitişinde halledeceğim :)
Sevgiler
Kız

22 Kasım 2015 Pazar

Vizeler Şeysi

(Gökyüzülü ev fotoğraf çekimlerim vol5395279540542 •_•*)
Selaam :)
Viz viz vizeler geliyor bee(arı gibi çalışkanım hissi verme çabaları. Vız vız=arı sesi. Bee=arı (ingilizce) tabiki siz onu bii değil bee diye okudunuz. Evet şuan saçmalıyorum) Biraz ders çalışmayı savsaklamış olabilirim ve hiperaktif gibi durduğum yerde duramıyor da olabilirim ama olsun :D Neyse lafı çok uzatmayayım: Bir hafta kadar yokum buralarda. Bunu bildirmeye geldim. Dua edin yüksek yüksek notlar aldığım müthiş bir vize dönemim olsun. (Amin :=) )
Kendinize iyi bakıın :)
Sevgiler
Kız



18 Kasım 2015 Çarşamba

Pamuk Şekerinden Gökler(Fotoğraf Mimi)

Pamuk şekerinden gökler olsun hep. Gökyüzünün pembemsi rengi enerji versin bize. Sözlerimiz zehir değil vanilya, çilek kokuları saçsın. Üstümüzde şeftali rengi kıyafetler, başımızda papatyadan taçlar.
Dünyanın en saf ve iyi niyetli yüz ifadesi nasıldır? Kaşları inik, gözleri hafif kısık ve yayvan bir tebessüm. Huzur, anlayış ve sevecenlik barındırır. Kalbin üstündeki ağır yükü kaldırır, ciğerleri huzurlu ve temiz havayla doldurur. Biraz düşüncelidir ama dertli değil. 
Dünyanın en huzurlu enstrümanı hangisidir? Keman? Piyano? Kanun? Bağlama? Veya başka biri? Aslında hepsi. Kalbe dokunması yeterli değil mi?
*****
Deep'in mimlediği mim de yapmış olayım :) Hangi resmi kullanacağımı sürekli değiştirdim. Bir ara da şiir mi denesem dedim ama vazgeçtim; açıkçası pek güvenemedim kendime. 
Bu da böyle olsun :) Genelde Deep'den gelen mimler takip ettiğim herkese zaten ulaşmış olduğu için mimlemiyorum kimseyi ama olur da ilk defa gören olursa buyursun yapsın ^^
Mimi başlatan arkadaşımız Ebrar'ın yazısı için tık tık
Deep'in bloğu için tık tık

Sevgiler
Kız

15 Kasım 2015 Pazar

Boya Bitirme Etkinliği #4

Selaam!
Şu aralar blog da pek bir aktifim sormayın gitsin. Bir de blog okuyabilirsem süper olacak ama hiç vaktim olmuyor; ancak yazabiliyorum.
Boya bitirme etkinliğinin kurallarında birkaç oynama yapmak istiyorum. Her hafta resim eklenme zorunluluğunu kaldırıyorum çünkü gereksiz strese sokuyor beni. Lüzumu yok.
Bu hafta Şenay'ın etkinlik ürünlerinden edindiğim fikirle ödevlerimde kullanmaya başladım boyalarımı. Laboratuvar raporumu yazarken yaptığım çizimleri renklendirdim:) (Pritt 24'lü Kuru Boyalarla)
Soğan Zarı (plazmoliz-deplazmoliz)
Elodea (plazmoliz)
Elodea (Rotasyon hareketi)
Bu resimlerin dışında karalamalar yaptım. Aslında blogta yayınlayacağım bir hikayeye çizim yapıyordum ama çizimimi beğenmediğim için onu boyamaktan vazgeçtim ve karalamalar yaptım biraz(Faber-Castel 24'lü Sulu Boya Kalemlerle).
Sağdaki kızı öylesine çizerken bir de baktım aynı bizim okulda sürekli gördüğüm kıza benzemiş. Ben de iyice benzetmeye çalıştım. Kızın beline kadar kıvırcık siyah saçları var, çok ciddi bir suratı var, epey zayıf ve genelde siyah giyiniyor.
Şimdilik böylee. Ha bir de bu etkinliğe katılıp çizim ve boyama yapanları paylaşmak istiyorum:
River'ın çok beğendiğim çizimi ve boyaması için tık tık
Şenay'ın şirin yılan ve kuş çizimleri (için tık tık ) ve işlevsel kullanımı (için tık tık ) da çok hoşuma gitti.

Çizim ve/veya boyama yapıp da benim görmediğim birileri varsa yorum kısmından bildirsin lütfen :)
Sevgiler
Kız

14 Kasım 2015 Cumartesi

Çoban Genç -Hikaye-

Hafifçe rüzgar esiyor, kuzular meliyordu. Bir ağacın gölgesine oturmuş genç çoban test çözüyordu. Arada başını kaldırıp koyunları ve kuzuları yokluyor sonra sorulara tekrar karışıyordu. Elinde 5 tane test kitabı vardı sadece ama bu kitaplardan elde edebildiği kadar bilgi ve deneyim edinmeye çalışıyordu. Nurcular onun şehrine gelip dershane kurmaya yeltenmediği için babası onu sadece köy okuluna yollamıştı. Köyde üniversite sınavına hazırlanan 5 ögrenciden biriydi. Hepsi sınava hazırlanıyordu; Ayşe, Hüseyin ve Mehmet tarla-tapan işleri arasında, Sümeyye ise ev-ahır işleri arasında çalışıyordu. İnterneti olan bir arkadaşı sayesinde bir kaç deneme sınavı yapmıştı kendini onun dışında sınava dair test çözüyor ve konu çalışıyordu. Herkes iyi yerler istiyordu ama kimse televizyonda dedikleri gibi "yarış havası"nda değildi.
Annesi onunla gurur duyuyor, herkese benim oğlum doktor olacak diyordu. Köpeği havlayarak yanına geldi, ardından genç çoban eşyalarını topladı ve sürüyle biraz daha ilerledi. Böyle ilerleyip duraklayarak hem sürüyü güdüyor hem de test çözüyordu.
Aylar sonra kış geldi, sonra ilkbahar, sonra yaz. Genç çoban Tıp fakültesini kazandı.
Sevgiler
Karga

13 Kasım 2015 Cuma

Atarlandım

Genellemelerden nefret ediyorum. (Evet, bu söylediğimde bir genelleme ama işin parodoks kısmı umrumda değil şuan.) Bir insana sert davranırsan sağlam bir kişiliği olur, şu kadar soru çözmezsen hiçbir şey yapamazsın, şarkı dinlenerek ders çalışılmaz, şişman/zayıf kızlar çirkindir, sayısal zekanız yoksa müzikten anlamazsınız, doğuştan yeteneğiniz yoksa resim çizemezsiniz, kahvaltı yapmazsan olmaz ve yaptığında da şunu şunu ve şunu yiyeceksin, farklı düşüncelerin varsa toplumda yer edinemezsin, insanların hepsi kötüdür v.s. Kendilerini iyilemek için sınırlar çizen ve bu sınırın dışındaysan bir nane değilsin muamelesi yapan kıt zekalı insanların sözleri. Evet, kendini beğenmek ve kendinle barışık olmak çok önemli ve güzel ama bunu başkalarını eleştirmeden yapmak gerek; eleştirdiğiniz insanın duygu dünyasına kara bulutları yollamayın ve sivri dilli olmayın. Yeter ya!

Sevgiler
Kız

9 Kasım 2015 Pazartesi

Karga ve Kız

Karga ile tanışma öykümüz çok eskilere dayanıyor. Küçükken karga diye seslenilirdi bana; aslında içimde de bir karga barındırıyormuşum, bunu Karga gördü ve o zamandan beri arkadaşız. Küçükken(12 yaşımdayken) sabaha kadar Metin2 oynadığım her sabah, sabah serinliğinde bana selam verirdi. Sırf onun sesini daha iyi duyabilmek için camları açık bırakırdım. Kelimelerin rol almadığı bir arkadaşlığımız var.
Eveet, nihayet yazabiliyorum bu yazıyı. Size bu postumda Karga'dan söz etmek istiyorum. Biraz çekingen ve sanatsever bir arkadaşımızdır kendisi. Karga olmasından kaynaklı özel bir varlık fakat o sadece karga değil; o Karga. Blogdaki hikaye bölümünden o sorumlu. Hayal gücü oldukça geniş, çok sık yazmıyor ama fazla gözlem yapıyor, bu sebeple hikayelerini farklı farklı karakterlerin dilinden yazıyor; okuduğunuzda siz daha iyi göreceksiniz. Kelimelerin rol almadığı bu arkadaşlığımızda nasıl hikayeleri bana bildirdiğini sorarsanız da, o ikimizin arasında küçük bir sır.
Kendimden de biraz daha bahsedeyim. Daha önce yeterince tanıtamamıştım ama ben Kız. Yazdığım günlüğümsü yazılardan az çok tanıdınız beni ama ben özet geçeyim bir de. Moleküler biyoloji ve genetik okuyorum, 18 yaşımdayım, uzun süredir blog yazıyorum, sanata ilgim var(özellikle: resim, müzik, kitap), felsefe severim, biyolojiyi çok çok severim. Şimdiye kadar ağırlıklı olarak kişisel yazdım fakat daha çok bilgi ve yorum içeren yazılar yazmayı istiyorum. Okuyor olduğumdan ve henüz kişisel bir bilgisayar edinemediğimden kaynaklı çok düzenli yazamıyorum maalesef ama umarım daha sık görüşürüz. 
(Pandora Hearts ile River'ın bloğundaki şarkı sayesinde tanıştım. Henüz sadece şarkılarını dinledim ama şarkıları bile harika. En yakın zamanda animesini de izlemek istiyorum.)
Bir daha ki postuma kadar kendinize iyi bakın :)
Sevgiler
Kız

31 Ekim 2015 Cumartesi

Boya Bitirme Etkinliği #3

 Eveet, etkinliğe devam sayın sevgili okuyucum. Şu ara hiç blog yazmıyorum biliyorum çünkü telefondan blog yazmaktan nefret ediyorum. Bilgisayara oturdum mu da başımı rahat bırakmadıkları için blog yazamıyorum. Ben de fazla odak istemeyen bu seriye devam edeyim dedim :)
Bu çizimim çok içime sindi(dışıma barbi ☆.☆). Nedenini bilmiyorum. Bir de yakın çekim ekleyeyim. Bakalım benim kadar beğenecek misiniz.
İsmi gamzeli kız olsun. Boyutu, bu seride bulunan önceki çizimlerimden daha büyük. Yine Faber-Castel 24'lü sulu boya kalemlerimi kullandım. Hazır bu kalemlerden keyif alıyorken böyle devam edeyim. Hevesim kaçınca diğer boya kalemlerimi de kullanacağım :D
Bu arada anlatacak o kadar çok şey birikti ki. En kısa zamanda sırayla yazayım hepsini. Hadi iyi bakın kendinizee :)
Sevgiler
Kız

26 Ekim 2015 Pazartesi

Adele - Hello -Çizim-

Selaam!
Boya bitirme şenliğine dahil değil bu resim çünkü kara kalem.
Resme başlarken Adele'i çizme niyetim yoktu. O sırada Adele'in yeni şarkısını dinliyordum ve çizerken istemeden ona benzermeye başladım. Tıpatıp benzetme çabasına girmedim; klibi ve kendini andırsın yeterdi ve bence andırıyor yaa :) Sizi klip ve klipten birkaç kare ile başbaşa bırakıyorum :)
Sevgiler
Kız

25 Ekim 2015 Pazar

Roller ve Hayaller

"İş, okul, kariyer, evlilik gibi rol ve sorumluluklar alıp büyüdüğümüzü sanırız. Sadece roldür bunlar. Bunların arkasına sığınırız. Böyle bir döngüye gireriz. Böyle bir döngüye girmeyenleri de o döngüye sokmaya çalışırız. Çünkü hepimiz sıradan çoğunluk olmalıyız. Aynı ürünleri, duyguları, düşünceleri, hayatları tüketen benzeşikler.
Böyle bakımca hayat net, belirgin. Hâlbuki hayat çok seçenekli. Hayallerimiz de çok çeşitli. Gerçek yaşam gerçekler hayallere gereksinim duyar. Hayaller ise gerçekleri sevmez, gerçeklere geeksinim duymazlar.
Gerçekler bir alışkanlığa dönüşür, bunu bozan ise hayallerimizdir."(Sade ve Derin, syf.93 Roller ve hayaller)
Alıntı yapmamak için sabrettim, topluca tek yazıda bahsetmek istiyordum kitaptan ama dayanamadım çünkü aynı anda 6 kitap okumak gibi bir pis huy edindim ve bir türlü kitap bitiremiyorum. Vizeler için okuyacağım kitaba başlamadan önce Sade ve Derin'i bitirmeye karar aldım. Biter aslında; ince kitap fakat sindirerek ve altını çizerek okumayı seviyorum. Elimden geldiğince hızlanacağım artık :)
Sevgiler
Kız

21 Ekim 2015 Çarşamba

Boya Bitirme Etkinliği #2

 Selaaam
İnanamıyorum! Etkinliği başlatalı iki hafta olmuş ve ben çizim yapmamışım da paylaşmamışım da. Çok ayıpladım kendimi (`~`) Ama yoğundum siz de biliyorsunuuz.
Neyse. İki çizimle geldim bugün ^^
Kuru yaprak yapmaya çalıştım ilk defa ama çok başarılı olamamışım gibi geldi. Neyse bu ilkti, diğer seferlere daha da güzelleşir umarım :)
Bu da zenci prenses. Eteği yapmak çok güzeldi :))
Bu iki resmi Faber-Castel 24'lü sulu boya kalemleriyle yaptım. Kullanışı basit ve sonuçları çok güzel olan bir boya bu. Kuru boya yapar gibi boyuyorsun resmi sonra da sulu boya fırçasını nemlendirip boyaların üstünde geçiyorsun. 
Yalnız ben böyle küçük küçük resimler yapmaya devam edersem bitmez bu boyalar. Daha büyük bir resim yapmalıyım. 
Bu arada, etkinliğimizin iki katılımcısı oldu. Çizimlerini yayınladıkların da ben de bu yazı serim de sizi haberdar edeceğim. Şimdilik görüşmek üzere :)
Sevgiler
Kız

13 Ekim 2015 Salı

Dilekler ve Umutlar

(Huzur)
Karamsar yazılar yazmayı sevmiyorum. Şuan okuduğunuz yazı da tamamen karamsar ruh hali barındırmıyor merak etmeyin. Mümkün olduğunca az yazmaya çalışıyorum bu tip yazıları çünkü bu tip yazılar için iyi ruh tahlili yapmak, iyi ruh tahlili yapmaksa o duyguları hissetmekten geçiyor ve ben zaten geçmiş olan ya da içinde olduğum duyguları tekrar tekrar kendime hissettirerek sadece bunalımımı arttırıyorum. Yani bu tip yazıları azaltmak istemem bundan.
Bu yazı da şu ara aklımı kurcalayanların bir kısmından bahsedeceğim. Umut ve dilek ağırlıklı bir yazı olacak.
-Öncelikle başkasının yaşadığı sıkıntıları, bunalımları küçümseyen insanlara seslenmek istiyorum. Herkesin acısı kendine büyüktür ve o kişiye felaketmiş gibi gelen şey size felaket gibi gelmeyebilir. Bu, size küçümseme hakkını vermez. Karşıdaki kişi belki size sıkıntısının tamamını anlatmamış ya da anlatmış da olabilir, farketmez.  Ha, teselli etmekse amacınız: gerçekten, acıları küçümsemek iyi bir teselli taktiği değil. Tesellinin nasıl olmayacağından bahsettiysem nasıl olabileceğinden bir yöntem de paylaşayım. Karşıdaki durumunun gelip geçici olacağını göremiyorsa ve siz de benzerini yaşadıysanız o kişiye durumunun geçiciliğini göstermeniz en güzel tesellidir bence.
-Efham. Paranoya. Şüphe. Nefret ediyorum bunlardan. En çok da "korumacılık" adı altında yapılınca. Özellikle erkekler konusunda çok karşıma çıkıyor bu durum. Misal: bir kıyafet çok hoşuna gitti ve aldın. Kıyafeti giydiğinde ise bâzı farklı bakışlarla karşılaştın. Kısa, dar ya da dekolte giymediğin halde hemde(kısa, dar, dekolteyi savunma olasılığı olanlar için yazayım: sadece bizim değil, bütün toplumlarda öyle biri gördüler mi bakıyorlar. Hatta bazısı daha da ilerliyor ve sarkabiliyor da. Açıkçası bana sorarsanız nasıl sokakta slip mayoyla gezen bir erkek rahatsız ediciyse gereksiz et gösterisi yapan bir bayan da o kadar rahatsız edici. Tabi ben rahatsız oluyorum diye giymeyin demiyorum ama lütfen bana savunmayın.) Burada suç karşısınındır tamamen ama "korumacı" sıfatına sığınan tipler burada seni suçlu bulabiliyor. Ne yani, bakmasınlar diye paspal mı giyineceksin?
Başka bir misal: erkek hocan sana iyi davranıyor, bu illa sana karşı olmaması gereken hisler beslediği anlamına mı gelir? Erkek diye illa aklı hep başka niyetlerde mi olmalı? Yani bir erkek kan bağı olmayan bir bayana karşı kardeş/arkadaş/abi/baba/dede gibi hisler besleyemez mi yani? Bu düşünceler insana hayatı zehir ediyor çünkü sanki etrafındaki herkesin niyeti bozukmuş gibi hissediyor ve yaşama isteğin tükeniyor. Ha, temkinli olmayın ya da her önünüze gelen insana güvenin demiyorum. Bu saydıklarım, erkek kadın farketmez herkesin yapması gereken şeyler(en azından kendi huzuru için) ama bütün insanların yaptıklarının altından bir mana çıkarmak ancak şizofren yapar sizi.
-Yaptığınız hatalara takılı kalmak: Herkes hata yapıyor, gerçekten. En mükemmel gördüğünüz insan bile yapıyor. Bu kadar kesin konuşuyorum çünkü hepimiz insanız. Hatalarınıza takılı kalmanız sizi ancak daha çok hata yapmaya iter ve bunun sonucunda mutsuz olan siz olursunuz. Hata yapınca unutmak en rahatlatıcı şeydir. Ayrıca, başkası hatırlarsa ya da size hatırlatırsa da umursamayın çünkü o da hatalar yapıyor.
-Hevesin kırılması: Şuan yaşadığım en sıkıntılı durum. Okuduğum bölümde(moleküler biyoloji ve genetik) hedeflerim var ama. Ama işte... Sadece insanlara daha çok kulağımı tıkamalı, hastalığımın(bahar nezlesi ve grip; sağlıklı düşünmemi engelliyor) daha çabuk iyileşmesi için çabalamalıyım.
-Zaman kullanımı: Bu konu da daha önce çok problem yaşadım ama bu sene yaşamayacağım bu problemi çünkü neler yapabileceğimi öğreniyorum.
-Bir insana "safsın" deyip durmak o insanı hin ya da insan sarrafı yapmaz. Ayrıca içinde iyi niyet bulunduran insanları da saf diye damgalamanın da bir lüzumu yok. Zaten onlardan pek kalmadı bu gezegende maalesef, son kalanlara da eziyet etmeyelim lütfen...
*Dilek*
Daha anlayışlı,
Daha mantıklı,
Daha sevgi dolu
insanlar diliyorum.

*Umut*
İnsanların kötü niyetliler tarafından öldürülmediği,
Daha temiz,
Savaşsız,
Kavgasız
Bir dünya umuyorum.
Sevgiler
Kız

8 Ekim 2015 Perşembe

Anlatabiliyor Muyum? #2

Geçmişin elini bıraktım fakat arkamdan geliyor mu diye kontrol edip duruyorum. Her kontrol edişimde benden biraz daha uzaklaştığını görünce içim burkuluyor, kalbim sıkışıyor. Bunalımlı anılarla dolu geçmişimi neden tamamen ardımda bırakamıyorum? Mazoşist miyim acaba? Yanımda gelen şimdi, sürekli eteğimden çekiştiriyor ve bana hararetli bir şekilde bir şeyler anlatıyor. Önümde tempolu adımlarla ilerleyen geleceğimi gözden kaybetmemek içinse hızlı yürümem gerekiyor. Öfkeleniyorum, kalbim ağzımda atıyor, soğuk terler döküyorum. Elimde ders kitaplarım, üstümde laboratuvar önlüğüm. Bu kargaşanın içinde yoldan geçenlerin kimisi elime toz bezi tutuşturuyor kimisi yanıma bir erkek yakıştırıyor. Gereğinden fazla süslü kıyafetleri üstüme fırlatıp geçenler de var, ağzımı bantla kapamaya çalışan da.
Derin bir nefes alıyorum.
Kafamı göğe kaldırıyorum.
Yıldızlar, ay, güneş ve bulutlar. Ah, bir gökkuşağı da var.
Ayağım bir hakarete takılıyor ve tökezliyorum. Panikle adımlarımı düzenliyorum ve eski hızımdan biraz daha hızlı yürüyorum.
Anlatabiliyor muyum?

Sevgiler
Kız

Boya Bitirme Etkinliği(Kendi Çapımda Bir Şeyler)

Merhabalaaar :)
Halen midem bulanıyor ve halsizim ama canlanmaya çalışıyorum işte. Okul yazılarımı sonra yazacağım; eğer varsa merak eden bildireyim dedim :)
Bir etkinlikle karşınızdayıım! Şimdi, etkinliğin olayı şu: Ben oldukça küçük yaştan beri resim yapmayı çok seviyorum, tabi bu sevgi de beraberinde boyalar, defterler getiriyor. Evde bir sürü boyam var, kimi gerçekten uzun süre kullansam da bir türlü bitmeyen kimi ümitle alıp hüsranla sonuçlanan kimisi maymun iştahımın gazabına uğrayıp en fazla birkaç kez kullanılan boyalar. Tabi içinde benim almadığım, evdekilerin artıkları olan boyalar da var. Heh, işte baktım bir türlü kurtulamadıklarım var bu boyaların içinde ve dedim ki en iyisi bir etkinlik düzenlemek ve bu gazla hem bol bol resim yapıp yeteneğimi geliştiririm hem de boya stoğumu eritirim. Etkinlik şu şekilde:
1) Boya stoğunuz listesini çıkarıyorsunuz.
2) Her hafta en az 2 resim yapıp bu resimleri bloğunuz da paylaşıyorsunuz.
Süper resim yapıyor olmanız gerekmez, cin ali bile çizebilirsiniz. Ya daaa boyama kitabında boyama bile yapabilirsiniz.
Etkinliğe katılma şartları:
-Etkinliğe katıldığınızı bu yazının altına yorum olarak bildiriyorsunuz.
-Bloğunuzda etkinlik hakkında paylaşım yaparken de etkinlik fotoğrafını kullanıyorsunuz.
Takip falan beklentim yok, takipçi biriktirmek gibi bir çabam da yok açıkçası. Amacımı yukarı kısım da anlatmıştım zaten. Ha, ekstra olarak da başkasının işine yararsa bu etkinlik ne mutlu bana :)
Hadi ben başlıyorum. 
Boyalarım:
- Faber-Castel 24'lü Sulu Boya Kalemi
- Pritt 24'lü Kuru Boya
- Fatih 12'li Jumbo Kuru Boya
- Monami12'li Metalik Kuru Boya
- Noki 24'lü Kuru Boya
- Aihao 12'li Keçeli Kalem
- Monami 48'li Pastel Boya
- Lyra 12'li Sulu Boya
- Eksikli Grup: Fatih 24'lü kuru boya artıkları, Faber-Castel 12'li keçeli boya artıkları, renkli tükenmez kalemler.
İlk resmimi de bugün yaptım bile :)
Sevgiler 
Kız

6 Ekim 2015 Salı

*Uhm Şey, Döneceğim Yakında

Kaç gündür çok yoğunum gerek dersler gerek hayat açısından. Birde fena üşütmüşüm. Hani açıklamaya yapıyorum ki sanmayın iki gün yazdı, hevesini aldı ve gitti. Bu bloğuma düzenli yazma niyetindeyim. En azından güncel tutmaya çalışacağım. Yazacağım bir ton şey birikti zaten :) Ben biraz toparlayayım kendimi, yazarım yine :)

Sevgiler
Kız

27 Eylül 2015 Pazar

Anlatabiliyor Muyum? #1

Aslına bakarsanız bloğuma basık ruhlu yazılarla başlamak istemiyordum fakat elde olan bu. 
Hayatımda yürüyen olumluluğun üstüne obez bir olumsuzluk oturmuş, o bana bakıyor; ben ona. Nefessiz kalan olumluluğun eli bana uzanmış; gergin ve çarpık bir şekilde parmaklarını hareket ettirmeye çalışıyor. Olumsuzluğun omuzlarından ona destek olan gözü bağlanmış sevdiklerim, olumluluğun bacaklarına tekme atıyorlar. Arka fonda castle in the snow çalıyor. Hınzır bakışlı olumsuzluğa kırgın, öfkeli hatta kin dolu bakıp yumruklarımı sıkabiliyorum ancak çünkü ayaklarım yerdeki betonun içine batmış durumda; bağıramıyorum çünkü ağzımdan çıkacak zehir sevdiklerime zarar verecek. Göz pınarlarımı tıkayan gurur da ağlamamı engelliyor. Sadece umuyorum, diliyorum kudretli bir gücün bu obezi yok etmesini ve sevdiklerimin gözlerini açmasını fakat biliyorum o kudretli gücün yarattığı sistemin ben bir şeye girişmezsem işlemeyeceğini. Diyorum ya: Sadece...
Anlatabiliyor muyum?

Yarın daha olumlu bir yazı yazmayı umuyorum. 
Sevgiler
Kız 

26 Eylül 2015 Cumartesi

Merhaba :)


Hayatımda pek çok kez bu "Merhaba :) " yazısını yazdım bloglarımda. Küçük yaşlarda yazdıklarım blog açmak konusundaki maymun iştahlılığımdandı: Yemek bloğu, kişisel blog, çizgifilm bloğu v.s. Yaşım büyüdükçe blog açma sayılarım düştü. Hatta 1,5-2 ay önce 5 yıllık bloğumu bırakmak zorunda kaldım; gizlilik problemlerimden dolayı. Yakın çevremdeki insanlar bloğumu okuyup kişilik analizi yapıyorlardı üzerimde ya da yazdıklarımı üstlerine alınıyorlardı gibi gibi. Neyse o sayfayı kapatalı epey oldu. En iyisi size kendimi tanıtmak.
Geçen sene 12. sınıftım, iğrenç bir üniversite sınavı dönemi geçirdim. Pazartesi günü de üniversiteye başlayacağım. Benim için oldukça yoğun bir sene olacak bu sene. 
Resim yapmayı, kitap-blog okumayı, hikaye yazmayı severim. Paylaşmayı severim: Beğendiğim ürünleri, yapıtları, tarifleri, müzikleri, etkinlikleri...
Şuan aklıma çok fazla bir şey gelmedi yaa. İyisi mi ben yazdıkça tanıyın beni :)
Sevgiler
Kız

-Karga ve Kız-