31 Ocak 2016 Pazar

Kadınsan... - Kadınlar İçin Bir Mim

Aslında bu mimi iki gün önce yazacaktım ama bir türlü araya sıkıştırıp da yazamadım, bu sebeple biraz rahatsızlık duyuyorum ama neyse sonuçta şuan yazıyorum.
Selam sevgili okur.
Bu mim kadınlar hakkında, Miras-erist mimlemişti.
Miras-erist'in mim yazısı için tık tık
Bloğu için tık tık 
Kadın olmak.
Benim bu konuda ne kadar çok dolu olduğumu az çok yazılarımın arasına sıkıştırdığım isyanlarımdan görmüşsünüzdür. Bütün dünyada hayat görüşüne iyileştirme yapmış insanlar haricindekilerin gözünde kadınlar hep ikinci sınıf insan olmuştur. Bu bütün dinlerde(dinlerin hepsinin illaki lanet bir grup menfaatçinin elinden geçtiğine inanıyorum), dinler olmasın topluluklarda maalesef görülüyor. Peki, bu ikinci sınıf vatandaş hanımlarımız ne yapıyor? Bir kısmı bu durumu kabullenip ezikleşiyor ve ezik olmayanlara da bunu empoze ediyor, diğer bir kısmı ise bu saçma zihniyete karşı çıkıyor. Bu zihniyetle kadınlar cinsel bir obje haline geliyor, ancak doğurur ve hizmet eder gibi görülüyor. Her şeyde erkeklerden daha az yetenekli olarak tanımlanıyor. Peki öyle miyiz? Gerçekten sadece bunlar için mi geldik biz bu dünyaya? Ne yani, bizim de farklı gayelerimiz ve meraklarımız olamaz mı? Bu soruların cevapları; hayır, hayır ve kocaman bir EVET! Ama şöyle bir evet ki, biz bu isteklerimizi gerçekleştirirken bir grup et kafalı erkek ve kadınla da mücadele edip kendimizi ezdirmememiz gerekiyor. Belki de herkesten çok çaba göstermemiz gerekiyor ama bu bizi daha canlı hissettiriyor ve hissettirecek buna adım gibi eminim.

Geçenlerde direksiyon dersindeyken aynı anda ders aldığım bir kız, iyi araba süren erkek bir sürücü adayını görünce aramızda şöyle bir konuşma geçti:
-Erkekler araba sürmekte ne kadar iyiler, baksana park etmekte hiç zorlanmadı.
-İyi sürenlerin pek çoğu zaten ehliyet almadan önce araba sürüyorlar ki, iyi olmaları gayet normal. Benim bir kız arkadaşım da 4 sene ehliyetsiz sürdü, 18'e gelince ehliyetli sürmeye başladı ve çok iyi araba kullanıyor.
-Olabilir ama erkekler doğuştan yetenekliler bu konuda, kadınlar nasıl çocuk bakmaya doğuştan yetenekliyse öyle.
-İyi de kadınlar yaratıldıkları ilk andan itibaren çocuk doğurup bakıyorlardı, arabalar sonradan çıkmış bir icat. Nasıl doğuştan gelebilir araba kullanma yeteneği?
-Hımm. Bence doğuştan geliyor.
İşte size ezikliği kabullenmiş bir bayan. Ben bu kızla aynı yaştayım, ikimiz de üniversiteye gidiyoruz ama onu sindirmişler. O böyle mutluysa tamam diyeceğim ama nedense mutlu olduğuna inanamıyorum.

İmam Hatip Lisesi'nde 1,5 sene öğrenim gördüm ve bu süreçte bu ezikliği bünyesine yerleştirmiş o kadar kızla tanıştım ki. Etrafım, tek hayali ve hedefi koca bulup evlenmek olan kızlarla dolup taşıyordu. Evet, her insanın aynı hedefleri taşımasını bekleyemem ama gerçekten ben şimdiye kadar evlenip, çocuk yapıp hayatının büyük çoğunluğunu evde mutlu olarak geçirebilen bir kadın tanımadım daha. Bu bahsettiğim hayatı yaşayan ve mutsuz olan kadınlar antidepresan kullanmışlar ya da kullanıyorlar(Benim tanıdıklarımı baz alarak yaptığım bir genelleme). Evde kocasından sürekli bir ilgi beklemek, ağzından çıkacak iki güzel söze mutluluğunu bağlamak bana çok çaresizce geliyor. İşte bu yüzden bir kadının sevdiği bir iş edinmesi ve sosyal olması gerektiğini düşünüyorum. Ve işte bu yüzden evlenip çocuk yapmanın bir hedef değil, zamanla olursa olacak bir iş olması gerektiğini düşünüyorum.
(Erkekler ezildiği zaman, ezilmeleri trajedi; kadınlar ezildiği zaman, ezilmeleri gelenektir.)
Kadına şiddet ve kadın cinayetleri konusuna gelirsek.
Bünyesine ezikliği, 2. sınıflığı yerleştiren kadınlarımız evcilleşip en yakınındaki erkeklere umut bağlarken; ezikliğe baş kaldırıp güçlü kadın olan kadınlarımız kendilerine güvenirken başına oldukça insanlık dışı şeyler gelebiliyor. Yazımın başında bahsettiğim gibi et kafalı erkek grubu(bütün erkekleri kastetmediğim anlaşılıyordur umarım) kadınların hepsini obje olarak görüyorlar. Kendi beş para etmez egolarını kadınları ezerek tatmin etmeye çalışıyorlar. Gerek cinsel istismarla gerek döverek. Kendilerini bu OBJE'nin efendisi sanıyorlar yani kısaca allahlık taslıyorlar. Sokaktaki herhangi bir kadına, dolmuşta tek başına olan bir kadına, sevgilisi olan bir kadına(örnekler daha da uzar) her ne isterlerse yapabileceklerini sanıyorlar. O iğretisi bünyelerde testosteron hormonu şu dünyanın en kutsal hormonu, kendileri de bu dünyanın efendisi oluveriyorlar(!) Şiddet, tecavüz ve cinayetse en doğal hakları haline geliyor kendilerince...
Bu zihniyet nasıl yok edilir, bu kafalar nasıl düzeltilir bilmiyorum. Kesin olarak bildiğim şeyse her cinayet, kadına şiddet ve tecavüz haberinde uykularım kaçıyor ve sinirlerim bozuluyor. Korkuyorum. Lanet olsun ki bu şerefsiz kalfasının bedeni kuvveti kadınlardan daha fazla yaratılış itibariyle(kas oranlarına bakılarak yapılan bir yorum, kuvveti kaslarımızdan ve kemiklerimizden sağladığımızı hesaba katarsanız bu bahsettiğim "daha güçlü olma" durumu çıkıyor. Yapacağınız küçük bir araştırmayla da öğrenebilirsiniz.), işte bu sebeple başımıza kötü bir şey gelmemesi için rahatça yaşayamıyoruz. Tenha sokaktan evimize gidiyorken bile korku dolu, işimiz biraz geç vakte kaldıysa panikte oluyoruz. Böyle durumlarla karşılaşmamak için dışarıda gülüp eğlenmek bile zehir olabiliyor bize. 

Bu korkuları ve lanet zihniyeti bitirmek bizim elimizde. Erkeklere küçük yaştan itibaren kadınların bir meta olmadığını, onlarında bir insan olduğunu öğretip daha sağlıklı bir gelecek elde edebiliriz. Kirli bir kafayı taşıyan yetişkin olan grubunsa daha akıllıca düşünmeye yöneltilmesi gerek. Bu sorumluluğu başta anne ve babaların daha sonra da bizim almamız gerek.

Bu konuda söyleyecek sözü olan herkes yapabilir bu mimi.

Sevgiler 
Kız

26 Ocak 2016 Salı

Google Chrome Sorunsalı >.> (Edit: Halledildi)

Selam sana sevgili okur :))
Biliyorum bir iki gün boşladım burayı ama... Bahanem de yok aslında. Öf ben!
Ya yazmasam da blog okumaya çalışıyorum elimden geldiğince ve telden internete en rahat Chrome'dan girildiği için de bu uygulamayı kullanıyorum ancak bir problem var: Kontrol panelinde takipte olduğum blogların son yazılarının hepsini göremiyorum. Telefonumun ekranı ne kadarsa(atıyorum 10cm) o kadar post açılıyor ve daha eskileri görebilmek için sayfayı aşağıya kaydıramıyorum. Bu sebeple tek tek blogları gezip yeni post var mı diye kontrol etmem gerekiyor ki bu da çok uzun ve sıkıcı bir işe dönüşüyor. Yani anlayacağınız keyifli bir iş olan blog okuma fiili benim için sadece eziyet oluyor. Bu sıkıntının çözümünü bilen ya da aynı sıkıntıda olup alternatif bulabilen var mı? (Telefonum Samsung Galaxy S4)

Edit: Çözümü paylaşan Dr coffee'ye teşekkürler :)
Sırayla resimlerdeki işlemleri uygularsanız sorun halloluyor ^^


Sevgiler
Kız

22 Ocak 2016 Cuma

Şipşak, Hızlı Yazılar: Finaller, Zeze ve Sosyal Medya

-Bilin bakalım kim kimyadan 100 aldı? Evet, sevgili okur hoşgeldin :)) Daha 2 sınavımın sonucu açıklanmadan ortalamam hedefime ulaştı hatta geçti, kim bilir belki yatay geçiş garantidir hm? :))
-Geçen IU'nun son albümünde ki Zeze isimli şarkı hakkında bir yazı okudum ve IU'dan kesinlikle tiksindim. Nasıl sapkın bir kafa küçük bir çocuk hakkında böyle bir şarkı yazar ve çizim yapar?! Empati bile yapmak istemiyorum.
-Okulun sayfasını takip etmek için açtığım facebook dışında sosyal medya hesaplarımı sileli epey oluyor. Sabah kardeşimin Instagram hesabından dolaştım biraz ve iyiki silmişim dedim. Dünyanın belki de en saçma yerleri bu sosyal medya uygulamaları/siteleri(Blogspot'u sosyal medya dışında tutuyorum çünkü oraların zihniyetinden oldukça farklı bir alem burası): İnsanlar eşyalarıyla, güzellikleriyle, vücutlarıyla, yedikleri-içtikleriyle hava atmaktan; birbirini kıskanmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Herkes aferin manyağı olmuş resmen "Benim 500 takipçim var." "Fotomu 1000 kişi beğendi."... Durum gerçekten vahim. Bir de bu işe kendini kaptırmış kişilerin kendi gibi olmayanları hor görmesi, ezik görmesi falan yok mu tam cinnetlik! Don't judge challenge(Yargılama! Meydan okuması) meşhur olmuştu bir ara. Mesaj şu: Başta çirkin olan kişiyi(sivilceli, gözlüklü, özgüvensiz duruşlu ve hatta çok ileri giden bazı zeka küpleri için de eşarplı kişiyi) görünce sakın YARGILAMA çünkü aslında o taş gibi(çok güzel yüzlü ve vücutlu)... Çirkinlik algısı insanlar için ne manada olduğu çok önemli bence. Bu düşünceler üstüne de bir karalama yaptım, buraya da atma fikri geldi; malum bloğu boş bırakmayı sevmiyorum.
Bir de mesajını beğendiğim bir karikatür gördüm geçen, onu da görün istedim.

Bana işsiz, programsız kalmak iyi gelmiyor. Arabeske bağladım yine. İğrençlik yapayım mı? Evet mi?
Böle zamanlarda aklıma düşüyon mafi gözlüğm!!! Şimdi beraber oturup sosyal medyaya lanet okuyabilirdik. İt kuld bi as :(

Sormuştum sana değil mi okur :D

Sevgiler
Kız

20 Ocak 2016 Çarşamba

Julie & Julia -Film-


Şuan çok üşenmeme rağmen yazıyorum bu yazıyı bu sebeple biraz tatsız olabilir.
2009 Amerikan yapımı romantik-komedi ve dram filmi. Konusu kısaca: İş hayatından sıkılmış olan Julie'nin nev-i şahsına münhasır tarzıyla başarılı bir yemek kitabı yazarı Julia Child'ı kendine idol edindikten sonra annesinden aldığı Julia Child yemek kitabındaki tariflerle kendine "365 gün ve 524 yemek" hedefi koyduğu bir blog yazmasıdır. 
Büyük beklentilerle başladım filme ama niye bilmiyorum yeterince beğenmedim. Sonunu güzele bağlamışlar ama film süresince bahsedilip geçilen olaylar, insanların birbirlerine olan tutumları... Aslında hayatı anlatan bir filmdi ama ne bileyim yaa. Ne iğrenç bir eleştiri yazısı oldu bu da. Emaaan
Haa bu arada film gerçek iki hayat hikayesini anlatıyormuş ben bunu filmin sonunda çıkan aşağıdaki yazıdan anladım(Halbuse konusunu okusaymışım konuda da yazıyormuş :D ). Uyuz film sitesi çevirmemiş bu kısmı ben çeviri şeklinde de yazayım hemen.
"Paul Child has died in 1994 at the age of 92.
Julia Child has died in 2004 at the age of 91.
Mastering the Art of French Cooking is now in its 49th printing.
Julie Powell's book Julie & Julia was published in 2005. She and Eric still live in Queens, although they no longer live over a pizzeria. She is a writer.
Her book has been made into a movie."
Yanii
"Paul Child 1994'te 92 yaşındayken öldü.
Julia Child 2004'te 91 yaşındayken öldü.
Fransız Mutfağında Ustalaşmak kitabı şimdi 49. baskısında.
Julie Powell'ın kitabı "Julie & Julia" 2005'te yayınlandı. Bir pizzacının üstünde kalmamalarına rağmen halen eşiyle Queens'te yaşıyorlar. Julie bir yazar.
Kitabı, film yapıldı."
Bu kafayla da çeviri bu kadar oldu işte :D
İşte size gerçek Julia ve Paul Child:
 
Ve gerçek Julie ve Eric Powell:
Ayrıca filmden de güzel bir şarkı bırakayım :)
Sevgiler
Kız

18 Ocak 2016 Pazartesi

Şipşak, Hızlı Yazılar: Eyvah, Tırlattım!

Selaaam!
Tırlattım sanırım sevgili okur kişisi. Normalde şuan, sıkıştırdığım derslerimden dolayı zırlıyor olmam lazımdı ama ben mal mal gülüyorum. Psikolog ilaç da vermedi ama nasıl olduysa bünyemde hiç bulunmamış olan umursamazlık algı merkezime taht kurdu, gelen düşünceye tekme tokat dalıyor imansız :D Bak yine gülüyorum :D Ya umursamazlaştım dediysek de çalışmıyoruz demedik, sence ben o kadar umursamaz olabilir miyim? Cık cık :D Derse 2 dakika ara verdim buraya aptal ruh halimi atıp cöddö bör şököldö çölöşmöyö gödöcöm :D Iyyy gıcık kaptım kendime, belki sonra silerim bu yazıyı :D
Şuan ki ruh halim nasıl mı? The Veronicas'ın Untouched şarkısının söz yazarının ruh hali. Buyrun dinleyin anlarsınız :D
(Yaa, o kadar vahim işte :D )
Sevgiler
Kız

15 Ocak 2016 Cuma

Şipşak, Hızlı Yazılar: Cemre

Yazar bir arkadaşım(Ne kadar havalı oluyor böyle deyince ehehe)(Deeptone'dan bahsediyorum tabii ki :D ) kitabında demişti ki:
"  Hayat çok güzel. Çok hızlı ve karmaşık yaşamaktansa arada bir yavaşlamak daha iyi. Yüzeyde hızlı gitmektense biraz yavaşlayıp derine inmek daha iyi gibi.
  Arada düşer kalkarız. Yolumuzdan çıkarız. İstediklerimizin, düşündüklerimizin uzağına düşeriz. Çünkü hayallerimiz, özlemlerimizle somut şartlar, gerçekler farklı olur bazen.
  Ama hayat her gün yeniden doğar, güneş gibi. Çiçekler gülücük dağıtır. Umutlarımız dans eder. Geleceğimizin pembe ve mavi gamzeleri dolar yüreğimize.
  Cemre düşer hayatımıza."

Nefes alıyorsak umut var demektir :)
(Hee, sen git bunu çalışman gereken kimya konuları için söyle birde. :D )


Sevgiler
Kız

13 Ocak 2016 Çarşamba

Şipşak, Hızlı Yazılar: Final Haftası

Selamlaaar Sayın Sevgili Okuyuculaar :)
Ben Kız ve işte Şipşak Hızlı Yazılar'a hoşgeldiniiiz!

Beeh, tamam ya kestim :D Selam. Final haftasında olan enerjik bir öğrenciyle karşı karşıyasınız. Evet, biliyorum çok rastlanılan bir durum değil bu, özellikle de benim için mümkün değilmiş gibi bir şeydi bu durum ama değiştirmeye çalışıyorum işte kendimde sevmediğim bazı şeyleri, siz zaten anlamışsınızdır kii :D Efendim, bu durumun sebebi etraftan mümkün olduğunca gizlediğim bir konu(gizli zibilyon tane konumdan biri daha, halbuki buraya yazınca gizli olmuyor ama şşşş, sanırım ben farkında değilim bunun :D ) Psikoloğa gittim: 2 senedir bunalımda olduğumu(ya da bunalımlı bir ruh hali, ne derseniz artık) göz önüne alırsak gitmem gerekiyordu. E, gittim konuştum ve bazı sorunların daha çok üstüne gittim. Farklı bakış açılarına ihtiyacım vardı ama bu bakış açılarını yakınım olmayan birinden duymalıydım. İyi geldi bana, çünkü fark edemediğim bazı ayrıntılar görmemi sağladı. Şimdi bu konuları bu yazıya yığmayacağım çünkü çok sıkıcı olur. Bana yazı yazacak pekçok konu çıkmış oldu, memnunum bu durumdan. Motivasyon yazıları falan olacak yani önümüzdeki yazılar içerisinde :) Ders çalışmak konusunda değişen tutumum kendime biraz daha zaman ayırmamı sağladı ve bu da tabii ki daha mutlu olmamı. Önümde daha 1 haftası olan final hafta sürecim var ve bu bahsettiğim vakit ayırmalı ders düzenim halen deneme aşamasında. Bakalım nasıl olacak? :)
Aaa, bakın size bir video izleteceğim. Gülmekten öldüm yahu :D

Bütün hepsine tek tek bayıldım resmen, müthiş tespitler :D
"A-ha, ben buyum." dediğiniz tip var mı videoda? :D
Peki sınav haftasında ben nasıl bir öğrenciyim?
-Not vermeyi sevmeyen bir öğrenciyim ve bunu direk söyledim kaç kişiye "Üzgünüm notlarımı veremem" diye :D Çok gıcığım belki ama onlar da beni aptal sanmasınlar ah, piliiiiz
-Bunun dışında yukarıdaki videoda geçen iki özelliğim var: 6. tipteki "Kalacağım" psikolojisi, durum öyle olmasa bile giriyorum bu psikolojiye yaa :D Bir de genelde hiç değişmeyen durumum  8. tipteki durum: "Kahveye abanıp sabahlamak" :D
Şipşak, Hızlı Yazılar adı üstünde(seri başlatıp durma hastalığım ♡ ben), yazı da çok uzun olamaz haliyle. Ben gidip finallere ders kasayım :D
Hadi iyi bakın kendinize ^^
Sevgiler
Kız

6 Ocak 2016 Çarşamba

İç Huzuru Buldum, Paylaşıyorum :)

Şu dünyada başkasının bizi affetmesini beklemek yerine önce biz kendimizi affetmeliyiz.
Şimdi.
Derin bir nefes al ve ver.
"Kendimi affediyorum, her ne yaptıysam. Ben bir insanım." de
Hayat pişmanlıklar için çok kısa.
Ayrıca yukarıda paylaştığım şarkıyı dinle :D
(Şarkı için Burcu'ya teşekkürler :) Burcu'nun bloğu için tık tık)
Sevgiler
Kız

4 Ocak 2016 Pazartesi

DUYURU: Efsunlu Orman

Yolun Neresindeyim bloğunun sahibi Sergül Ablamın güzel meleği Efsunumuz maalesef 21 Aralık'ta vefat etti. Sergül Abla ise yapabileceği belkide en güzel şeyi yaptı. Buyrun onun kelimelerinden okuyun: (Yazının orjinali için tık tık Sergül Ablanın bloğu için tık tık )
"Günlerdir bana tek iyi gelen düşünce bu #efsunluorman

Tema Vakfı ile görüşüp, işlemlere başladık, sizin de yardımlarınızla bu gerçek olabilir.

Efsun bedenen kaybolmuş olsa da, bu orman ile beraber kuşlara; böceklere, hayvanlara yuva olabilir, oksijen olup içimizde yaşamaya devam edebilir diye düşündük.
Beni en çok heyecanlandıran ise gidip ağaçlara sarılmak olacak! Efsun'um değil belki ama onun yokluğu ile büyüyecek ağaçlar.

Tema Vakfı'nın bize verdiği saha Balıkesir Bayat bölgesi. Kim bilir belki orada buluşmalar bile yaparız.


Bu hayali gerçekleştirebilmek için 2000 fidana ihtiyacımız var. 1 fidan 6 TL

Bağışlar  1-31 Ocak Tarihleri arasında TEMA'nın İş Bankası Levent Şubesi'ndeki 
TR56 0006 4000 0011 0351 2077 74 IBAN no'lu hesabına yatırılması gerekiyor.

Açıklama Kısmına 'Efsun Ryouka Kato' yazmalısınız.


Tema'nın başka hesaplarına yatırılmış bağışlar ne yazık ki geçerli sayılmıyor.

Yol arkadaşlarım size güveniyorum.

Lütfen bu yazıyı sosyal medya hesaplarınızda paylaşın ve yapabiliyorsanız bağış yapmayı da unutmayın!

Bir gün ağaçları kocaman olmuş, binlerce canlıyı barındıran ve bize oksijen kaynağı olan Efsun'lu Orman da buluşmak üzere!


Not: Yurt dışından bağış yapılamıyor ne yazık ki. Bu yüzden Türkiye'deki yakınlarınızdan yardım almanızı rica edeceğim, çok teşekkürler


not 2:  Fidan dikimleri ilkbahar ve sonbaharda olacakmış, tam tarihleri verildiğinde sizinle paylaşacağım

not 3: bağışların listesi haftalık rapor olarak gönderiliyormuş, onu da buradan paylaşacağım. Çok teşekkürler"

Sevgiler 
Kız

1 Ocak 2016 Cuma

Merak Ediyorum O.O -Mim-

Selam!
Değişik bir mimle karşınızdayım!
Öncelikle mim için River'a teşekkür ediyorum :)
River'ın mim yazısı için tık tık
River'ın bloğu için tık tık

"Merak ediyorum! Takıntılarınızı, sevdiğiniz ya da sevmediğiniz genel şeyleri" denmiş.
-Bir işe başlamadan önce çok hesap yaparım, basit bir işi yaparken bile. Şunu şimdi yaparım, şunu akşam yaparım, bunu bundan sonra yaparım ya da bu kitap masanın şurasında dursun alacağımda buradan alırım, havlular şu şekilde katlansın, şarkıları şu sırayla dinleyeyim falan filan. Aslında düşününce çok garip bir huy değil gibi geldi ama her şey düzgün ve sıkıntısız olacak diye giriyorum bu hesaplara ve bazen çok yoruyor.
-Şu hoşlandığım çocuk var ya(Unutamadım halen, evet.) onun neye ilgisi var neye yok araştırıp bende o şeylerle ilgilenmeye başlamıştım. Ha sevmediklerimle ilgilenmedim ama zevkliymiş kerata, sevmediğim pek bir şey çıkmadı :D League of Legends'e, Hannibal dizisine, Mirai Nikki animesine(sonra bıraktım bu animeyi, sıkıldım.) onun ilgisi var diye başladım. Hatta etrafta bunların çok muhabbetini yaptım belki kulağına gider diye de(hesapçılık :D ) pek işe yaramadı. Ha, kulağına gitti aslında da bana pek işe yaramadı gibi geldi. -yazar gözleri dolarak ekler- Abla diyor bana yaaa, işe yaramış mı sizce?!?!(Bir arkadaşım daha önce bana "Sana hiç çıkma teklifi eden oldu mu?" diye sormuştu, ben hayır diyince de "Birinin buna cesaret etmesi çok zor" demişti. Acaba sıkıntı bende mi ya? Çıkma olaylarını laubalice buluyorum ama en azından sevip sevmediğini öğrenmek isterdim.)
-Hani yaş pastalara eklenen dışı çikolata kaplı fıstıklar var ya, hiç sevmiyorum onları. Hatta sırf bu yüzden pasta alırken sorarım özellikle, içinde yoksa öyle alırım.
-Bir insanın hayatında kitap, edebiyat, bilim, sanat v.s. tarzı en azından bir şey yoksa o insan bana boşmuş gibi gelir. Kasıtlı olmuyor bu ön yargı. Hele birde sürekli karşı cins muhabbeti yapan biriyse daha da boş gibi geliyor. Bırakmaya çalışıyorum bu huyumu...
-Toplumsal mesaj verme olayına çok takıntılıyım. Sanat toplum içindir yargısına oldukça önem veriyorum, özellikle film ve dizilerde. Ha, mantıklı bir mesajı olmayan yapımları da izliyorum tabi ama eleştiriyorum da bol bol(Nihihihi)
-Filmlerde aşk diye cinsellik sahneleri eklenmesini inanılmaz saçma buluyorum.
-Sabah uyanır uyanmaz neredeyse yarım litre su içiyorum.
-Mesajlaşmaktan nefret ediyorum, yüz yüze konuşma taraftarıyım.
-İnsanların buluşmaya vaktim yok demelerinden hoşlanmıyorum. Benimde bazen vaktim olmuyor ama yine de işlerimin arasına sıkıştırmaya çalışıyorum.
-Para biriktirmeyi seviyorum ama  harcamayı da severim :D Hesapçı biriyim demiştim zaten, istesemde müsrif olamam.
-Bir işi yaparken yöneten kişi olmayı seviyorum ama işi becerebilecek kişilerle çalışıyorsam.
-İnsanların tavır ve hareketlerini çok irdeliyorum. Bu huy çok kötü çünkü önemsiz bir harekete bile mana yüklememe neden oluyor. Son zamanlarda epey azalttım bu illeti.
-Sigara içmek ilgimi çekse de yan etkilerinden dolayı(spor yaparken zorlanma, koku, dişlerin lekelenmesi ve çeşitli hastalıklar)  içmeyi düşünmüyorum.
-İnsanların planlarıma müdahale etmesine katlanamıyorum. Cidden çok sinirleniyorum.
-Müzik dinlemediğim bir günüm bile yoktur. Ben de çok ayrı yeri var müziğin. Müzik listemde her ruh halime hitap eden şarkılar var ve çevirip çevirip dinlemekten hiç usanmıyorum(1036 parçadan bahsediyorum tabi :D )
-Yalan söylemekten nefret ediyorum. Hayatımda sayılı kez yalan söyledim onlarda çok mecbur kaldığım için. Mümkünse söylemek zorunda bile kalmayayım ve lütfen insanlar da hadleri olmayan şeyleri sormasınlar lütfen.
-Mükemmeliyetçiyim hem de çok aşırı bir şekilde. Hayatı kendime dar ediyorum biliyorum.
-Araştırmayı ve paylaşmayı çok seviyorum bu sebeple beni çok tanımayan insanlar tarafından hep ukala damgası yiyorum ve bu durumdan nefret ediyorum.(Boş insanlar ön yargım bu durumdan dolayı oluşmuş olabilir.)
-Kendi kendime psikologluk yapıyorum, sıkıntımın temelinde yatan sebebi kendi kendime çıkarabiliyorum. Sadece sonuca vardırmak ve çözmek de bazen zorlanıyorum bu sebeple sanırım destek almam lazım.
-Gotik, çılgın tarzlara ilgim var ama benim ilginç pek çok şeye ilgim var zaten. Giyim tarzımın çılgınlıkla uzaktan yakından alakası yok :D
-El öpmeyi sevmiyorum.
-Hasta insanların misafirliğe gelmesini ve durumdan habersiz masum insanları hasta etmelerine gıcık kapıyorum.
-Dışarıya çıkmadan illaki dudak kremi ve yüz kremi sürerim(yazın da güneş kremi), ayrıca kaşlarımı tararım :D

Aklıma bu kadar geldi ^^
Mimi bu kadar geciktirerek muhtemelen en son yapan ben olduğumu düşünüyorum ve kimseye paslamıyorum. Ha eğer yapmayan varsa buyursun yazsın, keyifle okurum :))
(Umarım daha; başarılı, enerjik, mutlu, huzurlu ve dolu dolu bir yıl olur 2016 ^^)
(Filmin yenisi çıktı ben halen eskisinin müziklerini dinliyorum :D Ha bu arada, aşık maşık olmadım :D )
Sevgiler
Kız
Not: Çizimler sanat eseri olmadığında bile çizen kişi için kıymetlidir bu sebeple lütfen yazıdaki görseli izinsiz kullanmayınız ^^