31 Ocak 2016 Pazar

Kadınsan... - Kadınlar İçin Bir Mim

Aslında bu mimi iki gün önce yazacaktım ama bir türlü araya sıkıştırıp da yazamadım, bu sebeple biraz rahatsızlık duyuyorum ama neyse sonuçta şuan yazıyorum.
Selam sevgili okur.
Bu mim kadınlar hakkında, Miras-erist mimlemişti.
Miras-erist'in mim yazısı için tık tık
Bloğu için tık tık 
Kadın olmak.
Benim bu konuda ne kadar çok dolu olduğumu az çok yazılarımın arasına sıkıştırdığım isyanlarımdan görmüşsünüzdür. Bütün dünyada hayat görüşüne iyileştirme yapmış insanlar haricindekilerin gözünde kadınlar hep ikinci sınıf insan olmuştur. Bu bütün dinlerde(dinlerin hepsinin illaki lanet bir grup menfaatçinin elinden geçtiğine inanıyorum), dinler olmasın topluluklarda maalesef görülüyor. Peki, bu ikinci sınıf vatandaş hanımlarımız ne yapıyor? Bir kısmı bu durumu kabullenip ezikleşiyor ve ezik olmayanlara da bunu empoze ediyor, diğer bir kısmı ise bu saçma zihniyete karşı çıkıyor. Bu zihniyetle kadınlar cinsel bir obje haline geliyor, ancak doğurur ve hizmet eder gibi görülüyor. Her şeyde erkeklerden daha az yetenekli olarak tanımlanıyor. Peki öyle miyiz? Gerçekten sadece bunlar için mi geldik biz bu dünyaya? Ne yani, bizim de farklı gayelerimiz ve meraklarımız olamaz mı? Bu soruların cevapları; hayır, hayır ve kocaman bir EVET! Ama şöyle bir evet ki, biz bu isteklerimizi gerçekleştirirken bir grup et kafalı erkek ve kadınla da mücadele edip kendimizi ezdirmememiz gerekiyor. Belki de herkesten çok çaba göstermemiz gerekiyor ama bu bizi daha canlı hissettiriyor ve hissettirecek buna adım gibi eminim.

Geçenlerde direksiyon dersindeyken aynı anda ders aldığım bir kız, iyi araba süren erkek bir sürücü adayını görünce aramızda şöyle bir konuşma geçti:
-Erkekler araba sürmekte ne kadar iyiler, baksana park etmekte hiç zorlanmadı.
-İyi sürenlerin pek çoğu zaten ehliyet almadan önce araba sürüyorlar ki, iyi olmaları gayet normal. Benim bir kız arkadaşım da 4 sene ehliyetsiz sürdü, 18'e gelince ehliyetli sürmeye başladı ve çok iyi araba kullanıyor.
-Olabilir ama erkekler doğuştan yetenekliler bu konuda, kadınlar nasıl çocuk bakmaya doğuştan yetenekliyse öyle.
-İyi de kadınlar yaratıldıkları ilk andan itibaren çocuk doğurup bakıyorlardı, arabalar sonradan çıkmış bir icat. Nasıl doğuştan gelebilir araba kullanma yeteneği?
-Hımm. Bence doğuştan geliyor.
İşte size ezikliği kabullenmiş bir bayan. Ben bu kızla aynı yaştayım, ikimiz de üniversiteye gidiyoruz ama onu sindirmişler. O böyle mutluysa tamam diyeceğim ama nedense mutlu olduğuna inanamıyorum.

İmam Hatip Lisesi'nde 1,5 sene öğrenim gördüm ve bu süreçte bu ezikliği bünyesine yerleştirmiş o kadar kızla tanıştım ki. Etrafım, tek hayali ve hedefi koca bulup evlenmek olan kızlarla dolup taşıyordu. Evet, her insanın aynı hedefleri taşımasını bekleyemem ama gerçekten ben şimdiye kadar evlenip, çocuk yapıp hayatının büyük çoğunluğunu evde mutlu olarak geçirebilen bir kadın tanımadım daha. Bu bahsettiğim hayatı yaşayan ve mutsuz olan kadınlar antidepresan kullanmışlar ya da kullanıyorlar(Benim tanıdıklarımı baz alarak yaptığım bir genelleme). Evde kocasından sürekli bir ilgi beklemek, ağzından çıkacak iki güzel söze mutluluğunu bağlamak bana çok çaresizce geliyor. İşte bu yüzden bir kadının sevdiği bir iş edinmesi ve sosyal olması gerektiğini düşünüyorum. Ve işte bu yüzden evlenip çocuk yapmanın bir hedef değil, zamanla olursa olacak bir iş olması gerektiğini düşünüyorum.
(Erkekler ezildiği zaman, ezilmeleri trajedi; kadınlar ezildiği zaman, ezilmeleri gelenektir.)
Kadına şiddet ve kadın cinayetleri konusuna gelirsek.
Bünyesine ezikliği, 2. sınıflığı yerleştiren kadınlarımız evcilleşip en yakınındaki erkeklere umut bağlarken; ezikliğe baş kaldırıp güçlü kadın olan kadınlarımız kendilerine güvenirken başına oldukça insanlık dışı şeyler gelebiliyor. Yazımın başında bahsettiğim gibi et kafalı erkek grubu(bütün erkekleri kastetmediğim anlaşılıyordur umarım) kadınların hepsini obje olarak görüyorlar. Kendi beş para etmez egolarını kadınları ezerek tatmin etmeye çalışıyorlar. Gerek cinsel istismarla gerek döverek. Kendilerini bu OBJE'nin efendisi sanıyorlar yani kısaca allahlık taslıyorlar. Sokaktaki herhangi bir kadına, dolmuşta tek başına olan bir kadına, sevgilisi olan bir kadına(örnekler daha da uzar) her ne isterlerse yapabileceklerini sanıyorlar. O iğretisi bünyelerde testosteron hormonu şu dünyanın en kutsal hormonu, kendileri de bu dünyanın efendisi oluveriyorlar(!) Şiddet, tecavüz ve cinayetse en doğal hakları haline geliyor kendilerince...
Bu zihniyet nasıl yok edilir, bu kafalar nasıl düzeltilir bilmiyorum. Kesin olarak bildiğim şeyse her cinayet, kadına şiddet ve tecavüz haberinde uykularım kaçıyor ve sinirlerim bozuluyor. Korkuyorum. Lanet olsun ki bu şerefsiz kalfasının bedeni kuvveti kadınlardan daha fazla yaratılış itibariyle(kas oranlarına bakılarak yapılan bir yorum, kuvveti kaslarımızdan ve kemiklerimizden sağladığımızı hesaba katarsanız bu bahsettiğim "daha güçlü olma" durumu çıkıyor. Yapacağınız küçük bir araştırmayla da öğrenebilirsiniz.), işte bu sebeple başımıza kötü bir şey gelmemesi için rahatça yaşayamıyoruz. Tenha sokaktan evimize gidiyorken bile korku dolu, işimiz biraz geç vakte kaldıysa panikte oluyoruz. Böyle durumlarla karşılaşmamak için dışarıda gülüp eğlenmek bile zehir olabiliyor bize. 

Bu korkuları ve lanet zihniyeti bitirmek bizim elimizde. Erkeklere küçük yaştan itibaren kadınların bir meta olmadığını, onlarında bir insan olduğunu öğretip daha sağlıklı bir gelecek elde edebiliriz. Kirli bir kafayı taşıyan yetişkin olan grubunsa daha akıllıca düşünmeye yöneltilmesi gerek. Bu sorumluluğu başta anne ve babaların daha sonra da bizim almamız gerek.

Bu konuda söyleyecek sözü olan herkes yapabilir bu mimi.

Sevgiler 
Kız

13 yorum:

  1. Çok haklı bir yazı olmuş gerçekten. Kendimden örnek vereyim kendi kız arkadaşıma bana göre hayatını şekillendirmemesi gerektiğini söylüyorum. Benim sana karşı bir üstünlüğüm olmadığını aramızdaki bağı sadece sevgi ve aşktan ibaret olduğunu söylüyorum üstünlük meselesi değil diyorum. Artık kadınların ezilmesini ve ikinci sınıf vatandaş olmasını istemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsani tavrın için teşekkürler. Her erkek bu konuda böyle düşünemiyor maalesef.

      Sil
  2. Mimin tamamını okumadan aradan dalmış gibi oldum şuan ama söylemeden geçemiyorum, ne demek "kadınlar nasıl çocuk bakmaya doğuştan yetenekliyse öyle"? Doğuştan yetenek mi çocuk bakmak yoksa tecrübe mi? Her canlı gibi kadın da çocuk bakmayı öğreniyor erkek de araba kullanmayı. Hadi annelik içgüdüsü gibi bir şeyden bahsetse tamam diyeceğim o öğrenilebilir bir şey değil ama "kadının görevi" şeklinde bir yaklaşım olarak çocuk bakma örneğini vermesi beni çok sinirlendirdi. Bir de bunu bir kadının söylemiş olması ayrıca sinirlendirdi.
    Özellikle belirli bir dönemin kadınları ve onların yetiştirdiği çocuklar baz alındığında o söylediğin ezikliği bünyesine işlemiş kişiler çıkıyor. Hepsi değil tabi en basitinden benim annem de o ezikliği kendine hak görenlerden. Kişinin kendi bilinçlenip kendini açması gerekiyor bir şekilde. Korku? O zaten hep içimizde olacak çünkü bundan kaçmak gibi bir şansımız yok. Dünyanın neresinde olursak olalım başımıza gelmesi ihtimali olan bir durum tecavüz ama bu olabilir diye de kendi kendimizi ikinci plana atmamız çok anlamsız olur. Yine top dönüyor dolaşıyor bizlere geliyor, "göster oğlum pipini, kapa kız eteğini" düşüncesini yenilmediği sürece durumlar düzelecek gibi değil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orada muhtemelen kızın kastetmek istediği annelik iç güdüsü ama değiştirmeden direk yazmak istedim. Erkeklerin doğuştan araba sürmeye yetenekli olduğunu söyleyen o kadar çok kadın tanıdım ki, yakında çıldıracağım. Anlayamıyorum nasıl kendilerine bu yakıştırmaları yapabildiklerini...
      Aynen öyle, şu namus olayını tam olarak idrak edemedi insanlar. Ne diyeyim ki daha... :/

      Sil
  3. offff bak ne dicem en önemlisi evet meselek sahibi olmak çalışmak kendi paranı kazanmak ve hiç kimseye ihtiyaç duymamak :)

    YanıtlaSil
  4. Daha bir kaç gün önce Suffragette filmini izledim. Biz oy için Atatürk sayesinde savaşmadık ama dünyada bir çok kadın bunun için bile savaşıyor. Oy hakkı bile olmayan bir çok kadın var. Bizde de ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz bu bir gerçek. Hep biz suçluyuz. Ayakta durmaya çalışan kadına karşıyız resmen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O filmi ilk defa duyuyorum. Bende izleyeyim.
      Tüm kalın kafalılara inat güçlü kadınlar olacağız o zaman biz de.

      Sil
  5. Eşim bebek bakmayı öğrendi ben de araba kullanmayı. Erkekler emzirmek dışında her şeyi yapabilir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte bu kadar yani yaa. Yetenekleri cinsiyetlere bağlamanın hiçbir manası yok.

      Sil
  6. Bloğunuzun takipçisi değilim, rastladım.. Herkesin fikirleri aynı olmayabilir veyahut siz bir çok konu da benden daha çok şey okumuş olabilirsiniz lakin..Ben şunu söylemek istedim belki de sizin düşündüklerinizi dilediğiniz gibi yazmanız beni yorum bırakmada cesaretlendirmiş olabilir. Bence erkekler ve kadınlar her iki cinste fiziksel ve duygusal olarak birbirlerine bağlı-bağımlı yaratılmışlar ve birbirlerine ihtiyaçları var, tabi ki her iki taraf da fedakarlıkta bulunmak konusunda aynı vaziyetteler, diğer semavi dinler hakkında yeteri kadar bilgi sahibi değilim bilmediğim bir mevzuda da konuşmak istemem ama İslamda ne erkek kadına ne de kadın erkeğe üstün kılınmamıştır İslama göre üstünlük ancak takva da ve imandadır. Ayşe Fatmadan daha güzel yemek yapabildiği gibi erkek ve kadınlar arasında da farklı yönelmeler doğrultusunda farklı yeteneklerin geliştiği gözlemlenebilir. Son olarak şunu söylemek isterim ki; Annelik bence bir kadına en çok yakışan şeydir ve "aman olursa olur ama olmazsa çokta önemli değil zaten" diye düşünmek bence anneliğin kudsiyetini ve kıymetini anlamamak demek. Saygılar ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba.
      Evet, iradeye sahip bireyler birbirine bağlı ve iradesiz kişilerse birbirine bağımlıdır kadın-erkek ilişkilerinde. Ben bağımlı kısmı açıkçası umursamıyorum çünkü bir insanın şuursuzca birini sevmesi bana rahatsız edici ve mantıksız geliyor. Bağlı kısma değirsek, bağlı kısım için birbirinin varlığı bir lütuftur ama yoklukları cehennem değildir. Yani demek istediğim; bir kadın veya bir erkek birbiri olmadan pek tabii yaşayabilir.
      İslam'da üstünlük kesinlikle vardır ve bu sadece takvayla değil(o kısmı zaten bildiğiniz için açıklamıyorum). Uygulama ve hadis kısımlarında bu üstünlük maksimum derecede görülüyor(ör. Kadınların erkeklere itaati hadisleri). Kur'an a bakarsak göreceğimiz şahitlik, çok eşlilik, miras gibi ayetlerde ise erkeğin kadına olan üstünlüğünden söz ediliyor. Açıp bir göz atsan yeter. Miras konusunda da şunu söylüyeyim, oldukça istismara açık bir konu bu. Eğer gerçekten üstünlük gözetilmeden söylenseydi maddi durumlara bakılarak dağıltması gerektiği söylenirdi. Çünkü öyle durumlar oluyorki kadın evli olmuyor ya da paraları kıtıkıtına yetiyor ama bu durumlarda bile bu ayete uymak adı altında o kadın zorda bırakılabiliyor.
      Annelik konusundaysa; bence her kadın anne olmamalı ve kadınlara anne olmak dayatılmamalı demek istedim ben o sözde. İzleyim olmadığınız için bilmemenizi anlıyorum ama ben biyoloji öğrencisiyim ve anneliğin ne kadar kutsal ve mucizevi bir olay olduğunu emin olun çok iyi biliyorum. Problem şurada, sorunlu kadınların doğuracağı çocuklar da genelde sorunlu oluyor(psikolojik olarak). Şimdi şizofren bir kadının annelik kutsal bir şey diye hamile kalması ve çocuk doğurması ne kadar mantıklı olur?
      Yukarıdaki yazım ve bu yorumumda demek istediğim şu; hormanal(bundan dolayı psikolojik) ve bazı fiziksel(kas v.s. oranı) haricinde bir erkeğin bir kadından üstün bir yanı yoktur. Ayşe'nin Fatma'dan iyi yemek yapabileceği gibi, Mehmet'de Ayşe'den iyi yemek yapabilir. Hasan'nın Ali'den iyi araba sürebileceği gibi Halime'de Hasan'dan iyi araba sürebilir. Yetenekleri cinsiyete özel kılmanın bir mantığı yok.

      Sil
    2. Yine de görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.
      Derse yetişiyordum, bu kısmı eklemeyi unutmuşum da ^^"

      Sil