5 Mart 2016 Cumartesi

Hata Nerede?

Ayy, ne kadar çok okunacak blog birikmiş. İki gün boşlamaya gelmiyorsunuz yahu :D Neyse kısım kısım okuyacağım artık :)
Selam Sevgili Okur,
Çocuklar söz konusu olduğunda çok saf ve hatta belki biraz salak olabiliyorum sanırım. Yetişkinlere gram acımıyorum ama çocuklar farklı işte. Sokakta çalışan bir çocuk, gariban görünümlü bir çocuk gördüm mü dayanamıyorum. Benim kardeşlerim canlarının istediği her şeyi yiyebilirken bu çocukların öyle bir lüksü yok diye düşünüp bir şeyler alıp çocukları mutlu etme çabalarına giriyorum bazen. Ancak bu çabalarım birkaç defa çok rahatsız edici bir şekilde sonuçlandı ve bu sebeple artık pek elim gitmiyor bu tarz şeyler yapmaya çünkü karşılaşma olasılığım olan hayal kırklığından korkuyorum. Mesele geçenlerde sokakta oturan birkaç Suriyeli çocuk gördüm, kıyafetlerinden az çok belliydi durumları. Aynı yerden tekrar geçeceğim için geçmeden önce oradaki çocuk sayısı kadar çikolata aldım ve çocuklara verdim ama verirken öyle bir izdiham yaşattılar ki. Çikolata alan cebine atıp "Ben almadım abla" demeye başladı, birkaçı yeni çocuklar çağırdı, hepsi resmen üstüme üşüştü. Ya diyorum ya, çocuklar söz konusu olunca çok saf oluyorum diye. Ben o sırada tamamen bütün iyi niyetimi su yüzüne çıkarmışken böyle bir durumla karşılaşınca afalladım. Aralarında o çikolatayı bölüşerek yemeyi düşünmeyip mümkün olabildiğince çikolata edinmek çabasına giren çocukların bir anda yetişkinlikleri canlandı gözümde ve bu çocukları yetiştiren ana babaları. Bu çocuklar ileride nasıl olabilirdi ki başka? Tamam, savaştan geldiler ve o psikolojiyi tamamen anlamam mümkün değil ama bilmiyorum. Bir yerde bir hata var. Savaştan gelmiş olup da bunu yapmayan o kadar çok çocuk oldu ki, zaten bu çocuklar böyle bir şeyi yapan ilk defa karşılaştığım mülteciydiler. Bu hareketlerinin suçlusu bu çocuklar değil, yetişkinler ama bu karakter o çocuklarda ya kemikleşirse? Annem de yanımdaydı o sırada, "Her ülkenin farklı çeşit insanı var. Kimisinin ailesi hak değerlerine çok önem verirken, kimisi için bu konunun hiçbir kıymeti yok dolayısıyla çocukları da bu şekilde yetişiyor." dedi. Sonra aklıma 2011 tsunami felaketinden sonra Japonların erzak sırasındaki fotoğrafları geldi, kimse üst üste binmiyordu.
Ya bizim ülkemizde saçma sapan bir alışveriş için bile millet birbirini çiğniyor biliyorum, zaten olay uyruklarla da alakalı değil. Sadece anlayamıyorum, neden insanlar bu denli bencil oluyorlar bir de çocuklarına bu pis huylarını aktarıyorlar. Olayların dinle hiçbir alakası yok çünkü din sadece lafta kalan bir şey. Sadık birkaç inanan örnek gösterilerek diğer herkes kendi açıklarını yamalıyorlar o kadar. Dünyadaki bazı dertlerle uğraşırken insan dinine tamamen bağlı kalabilir mi? Dinler her şeye çözüm olabilir mi? Hiç sanmıyorum. Pek çoğu üstü kapatılmış, var olmayan cevaplarla dolu dinlerin hepsi, gerekirse "aklımız yetmez" der geçerler işte. Ama öyle sorunlar var ki üstünü kapatınca yanığın üstünü kapatmakla aynı şey oluyor; içten içe yanıyor, iltihaplanıyor ve kemiğe dayanıyor. Kemiğe dayanınca da din min kalmıyor arkadaş, çünkü insan deliriyor. Japonlar ağırlıklı olarak şintoist, geri kalanları budist, ateist, aralarında az çok hristiyan da var, belki yok denecek kadar da diğer dinlerden insanlar. Şimdi kim kalkıp da bu Japonların hareketinin dinlerinden kaynaklı olduğunu söyleyebilir bana. Allah bilir kaçı tam anlamıyla dinlerine sadıktır. Herkesin kusurları var elbet, Japonların da var(Japonculuk yapmaya çalıştığım falan sanılmasın lütfen) ama ben özellikle bu konuya takılı kaldım şu aralar ve bu yüzden özellikle bu örnek üstünde duruyorum.
Çok yanlış anlıyoruz bence biz bu dünyayı, yaratıcının mesajlarını. Çok kısır bakıyoruz lanet olsun ki. Bir çocuğun karakterini bile bozabiliyoruz işte, daha ne örnek arıyorsunuz ki.
Of işte.


Sevgiler
Kız

2 yorum:

  1. Yazdıklarını çok iyi anlıyorum çünkü aynısını ben de yaşamıştım. Mülteci çocukların psikolojisini anlamamız zor belki ama bu tarz davranışlar beni soğutuyor. Zaten çok fazla çocuk seven biri değilim ama yine de yaşam koşullarına üzülüyorum. Mesela geçenlerde dilenen bir anne ve küçük çocuğunu gördüm. Anne oturuyor ve çocuğa eliyle işaret ediyor, kimin yanına gitsin diye. Geçen sene de 3-4 yaşındaki kızına kendinden ağır bidon taşıtan bir kadını görmüştüm, çocuk anne diye ağlıyor ve kadın arkasını bile dönüp bakmıyor. Bu çocuk bunu hak edecek ne yaptı? :((
    Yine çok konuştum ama benim de dolu olduğum bir konuydu. Bir de çocuklar demişken, Sineklerin Tanrısı'nı okumadıysan, okumanı tavsiye ederim. :))

    YanıtlaSil
  2. Anne baba olmanın ehliyet gerektirmesi gerek, bu kadar kolay çocuk yapılamamalı bence :/
    Çok konuşmamışsın ki, iyi ki geldin :)
    Senin bloğunda yazısını okumuştum sanırım o kitabın. Tamamdır, ekledim listeye :))

    YanıtlaSil