10 Eylül 2016 Cumartesi

Şipşak, Hızlı Yazılar: Bir Şeylere Başlamadan Çözmeye Çalıştıklarım

Selam Sevgili Okurcum,
Kafam yine karmakarışık. Düşünceler birbirlerine çarparak oradan oraya uçuyor ve ben sadece yemek yeyip uyuyormuşum gibi hissediyorum. Yazınca kafamda bir şeyler çözülüyor. Gireceğim yeni dönemden önce belki kafamdaki bir şeyleri çözebilirim umuduyla yazıyorum bu yazıyı.

Şehir dışında okumak alışılmış bir şey değil benim için. Benim ailem arkadaşımın evine bile yatıya gitmeme izin vermezken bir anda öğrenci yurdunda kalmaya başlamak ilginç bir deneyim olacak. 
Hayatım boyunca etrafımdaki kafesten yakınıp durdum, daha yakın zamanda kafesin altından olduğunu fark ettim ama ne fark eder, kafes yine de kafestir değil mi? Şimdi ailem beni şehir dışına bu kafesle yollamak istiyorlar, nasıl mı? Kampüsün dışına çıkmayacakmışım, o şehirde yaşayan akrabalarımla buluşmama ya da onlara gitmeme de gerek yokmuş. Gezip tozmayacakmışım, yiyeceğime/içeceğime ilaç katarlarmış. Ben bilmezmişim. 
Sana her döndüğüm köşede karşıma çıkabilecek tecavüzcü ihtimali korkumdan hiç söz etmiş miydim? Haberler yeterince fazla felaket şovu yaparken ailemin de buna tuz biber ekmesine ne demeli bilmiyorum. Korkuyorlar biliyorum ama ben de korkuyorum hem de onlardan da çok. Olay namus korkusundan daha çok, gözü dönmüş birilerinin benim hakkımı, sınırlarımı gasp etmesinden korkmak. Zaten namus yıkıntısının temelindeki sebep de bu değil midir? Orospu çocuğunun biri gelir ve sanki hakkıymış gibi hayatını başına yıkar. Birinin hayatını başa yıkma hakkı diye bir hak yokken üstelik. Biliyor musun bazen öyle kabuslar görüyorum ki, uyandığımda kendimi güvende olduğumu hissettirmem çok uzun sürüyor. İnce ve narin bir kız olmak istemememde ki temel sebep de bu. Komik gelecek belki biliyorum ama spor yaparken beni gaza getiren yegane hissiyat da bu.
Ama sence lanet olasıca bazı insanlar var diye benim hayatımın bu denli kısıtlanması ne kadar doğru?
Sence benim şuan odaklanmam gereken daha mantıklı uğraşlar yok mu?
Gerçekten çok yoruldum bu konu üzerinde kafa yormaktan. Asla silip atabileceğim şeyler değil bu ihtimaller ama ne bileyim, bu konuda bu kadar çok düşünmek yıpratıyor işte. 

Sonbahar. Son iki senedir en sevdiğim mevsim. Sanırım nedeni benim son iki senedir içimde sürekli sonbaharı yaşamam. Sanki gerçek sonbahar geldiğinde içimdeki sonbahar daha da bir coşuyor, gözlerim hardal sarısı, tenim taba rengi falan oluyor(bkz. korkunçlu tasfirler)

Komik mi bilmiyorum ama bazen kendimi nasıl tanımlayacağımı bilemiyorum. Tek bir tanıma ihtiyacım yok biliyorum ama ben bir tane bile elde edemiyorum düşününce. Mesela bilimden, sanattan hoşlanan, bilgi aşığı bir tarafım varken dizi-film izleyip bütün gün tembellik yapmayı seven bir yanım da var. İşin komik yanı ne biliyor musun bu iki taraf birbirinden farklı zevklere sahip, mesela erkekler konusunda: Bilim-sanat sever kısım sırf karakter ve zeka odaklı erkeklerle ilgilenirken diğer yanım "Yav dur hele, yakışıklı olsun önce" kafası yaşıyor. Ve sanırım bu bahsettiklerim tamamen deli saçması. Ne kişilik bölünmesi muhabbeti yapıyorsam. Bahsettiğim bu iki kişi de benim aslında. Sadece insan bazen öyle bazen böyle oluyor. Haksız mıyım? 

İnsan kendini olduğu gibi kabul etmeli ve öyle sevmeli. Şunla bunla karşılaştırınca insan benliğini şaşırıyor. Kendini sev. 
Kendimi seviyorum :)

Hayır Sevgili Okurcum, rahat batmadı. Derinlerde biriken duygular ve düşüncelerimin bir kısmı su yüzüne çıktı sadece... Merak etme, yakında geçer bu halim. Okullar açılacak sonuçta: Öyle ya da böyle toparlarım ben, biliyorsun :)

Yatay geçiş hakkında ki serim yapım aşamasında. Yakında paylaşacağım :)


Sevgiler
Kız

14 yorum:

  1. Başka şehirlerde yaşamak insana yeni bakış açıları kazandırır.Ben annemin dizinden ayrılamayan bir iken,14 yaşında yatılı okul vs vs bir baktım gerçek birey olmayı öğrenmişim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de isteğim tam olarak bu. Hayat boyu ailesine bağımlı birisi olarak yaşayamam. Birey olmayı öğrenmem ve bunu aileme kabul ettirmem lazım.

      Sil
  2. Umarım gittiğin şehirde rahat edersin , o korkular bence hepimizde var . Namus ve ahlak karşıtı zalimler yüzünden hep bunlar .
    Sonbahar bence en güzel mevsim ama ben sonbaharda mutlu oluyorum hiç hüzünlenmiyorum .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel dileğin için teşekkür ederim :)
      Maalesef her yerde barınabiliyor bu tip iğrenç varlıklar.
      Ben de huzur buluyorum sonbaharda, hüzünlü bir huzur :D

      Sil
  3. İkinci paragrafta hislerime tercüman olmuşsun . Sonbahar yenilenme süreci bence önce eski deriyi dökki altındaki yeni deri gözüksün . bende severim sonbaharı . Ama ilkbaharında hakkını yiyemem :D yatay geçişle ilgili serini merakla bekliyoree . :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağlam dururuz biz yaa, dimi? :)
      Sonbahar tam da dediğin gibi :) İlkbahar da güzeldir :))
      Pekiee :D

      Sil
  4. düşünme bunları. o endişelerini de bırak. ailen de delirmiş galiba :) ama bize her şeyi annat tamam mı. fikir veririiz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir miktar endişe canlı tutar ama bendeki de biraz fazla :D
      Sanırım. Korkudan. Belki endişeden. Kendilerine de bana da çok bu kadarı :D
      Başım sıkıştı mı buralardayım zaten :)

      Sil
  5. Ailen ne yaparsa yapsın olanı önüne geçemezki. Kader inancımın mantığı olacak büyük olaylar var hangi yoldan gidersen git olacak. Hem gezip eğlenmeyeceksen nasıl denyimler yaşayacaksın.
    Sidikli şu sıra boyna şunu yapma böyle yapma diye söyleniyor. Dışarda tam bir hanımefendi ben pek öyle değilim. canım ne isterse yapıyorum işte. Kendimi böyle seviyorum hatta gurur dyuyorum. Keşke herkes olduğum gibi kabullense beni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kutu içinde deneyim elde edilmez değil mi :D
      İnsan ne zaman başkalarının dediği gibi olmaya başlıyor, o zaman sıkıntılar başlıyor. Emanet durur o karakter insanda bi kere :D Sen kendini olduğun gibi kabul ettiysen sorun yok bence. İnsanların kabul etmesi zaman alıyor biraz maalesef.

      Sil
  6. şehir değiştirmek seni daha tedbirli biri yapacağından bence daha fazla korkman için hiçbir sebep yok. kötü şeyler her zaman her yerde başımıza gelebilir ama bunun korkusuyla yaşayabileceğimi sanmıyorum, elimden geldiğince kadar kalabalık yollarda yürümek bana yetiyor kalabalıktan nefret etsem bile. düşündükçe korkuların artar bu yüzden başka şeyler düşün, mesela bu kış domatesin kilosu kaç lira olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi yaa. Ne güzel demişsin.
      Valla şuan 50 kuruşa bursa var ama kışın aynı tadda olmaz zati :D

      Sil
  7. Okurken aklimdam gecen cumle tam manasiyla 'take it easy!' Ayni yollardan bir suru insan gecti, geciyor ve gececek de. Sonbahara gelince ben de sonbahari cok severim, ilham perileri bu mevsimde daha cok ucuyor sanki yakinimda.. son olarak korku, korkuyu dogurur.. take it easy! ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun biraz daha rahatlamama sebep oldu, teşekkür ederim :))
      Sonbahar çok güzel bir mevsim kesinlikle :)

      Sil