27 Eylül 2016 Salı

Şipşak, Hızlı Yazılar: Me, Myself and I(Bana Bana, Hep Bana Hep Bana)

Selam Sevgili Okur,
Başlıktaki İngilizce kısmın tercümesi o değil aslında, parantez içi benim yamuk psikolojimi yansıtıyor sadece. Başlığın Türkçesi: Ben, kendim ve ben(Türkçede ben anlamına gelen üçüncü bir kelime bulamadım :D )
Geçenlerde yabancı bir öğrenci kütüphanede benden yardım istedi. İngilizce konuşmak zorunda kalınca nasıl heyecanlandım hahah. Biliyor musun Okurcum, İngilizce konuşurken sıkıntı çekmesem de Türkler arasında konuşurken utanıyorum.
Hoş, bu okulun ortamında çok utanmıyorum çünkü millet özenti gibi iki lafından birine İngilizce sıkıştırıyor ama ben sadece derslerde ve bu gibi durumlarda İngilizce kullanıyorum. Memleketteyken(bu kelimeyi kullanacağım zamanlarda gelecekmiş) bir kırtasiyede kalem bakıyordum, o sırada İngilizce hocam aradı(hoca Amerikalı) ve mecburen İngilizce konuştum ama dükkan sahibinin dik dik baktığını fark edince çok rahatsız oldum. "Arkadaş gösteriş yapmaya çalışır gibi bir halimiz mi var?!?!?" dedim ama içimden...

Hani sessiz ve sürekli ders çalışan kişiler olur ya insanın etrafında, erkekleri ve kızları belirgin bir görünüşe sahiptir, geçenlerde öyle bir çocuk bana kitapçıda ayak üstü yazmaya kalktı :D Hani insanın bu tip şeyleri en son beklediği kişilerdir ya bu bahsettiğim kişiler(utangaçlıklarından dolayı), olay anında küçük çaplı bir şok geçirdim bu sebeple. Sonra durdum ve düşündüm, ulan çocuk benden cesur mesela, eğer birinin gazına gelip harekete geçmediyse ciddi ciddi cesur yani. Mavi Gözlü Lecter'dan neredeyse 3 yıldır hoşlanıyorum ama lanet olsun ki şöyle açık açık hislerimi belli edemedim çocuğa ya aferin bana.
(Mavi Gözlü Lecter temsili)
(Aslında resimdeki kişi Hannibal Lecter'ı oynayan oyuncu ve gifte de mavi gözlü ama ben benimkini temsilen seçtim bu gifi :D)(Bu arada bu adam normalde kahverengi gözlü, photoshop mu yapmışlar aceba *-*)

Evim aklıma gelince o kadar yoğun bir hüzün kaplıyor ki beni. Ağlayamıyorum da. Kendi kendime boğuluyorum sanki. Milletin yanında gülüp eğleniyorum ama gerçekten çok zorlanıyorum. Unutmamam gereken, bu şehre ve bu üniversiteye hayallerim için geldiğim. Kendime bu sene için yeni hedefler oluşturup bu doğrultuda çalışırsam benim için daha iyi olacak. Katlandığım bu his, mantıklı bir sebebe dayanmış olacak. Hem belki Lecter da gelir bu şehre seneye. Sadece belki. Belki o zaman bu şehre daha kolay alışırım.


Sevgiler
Kız

18 yorum:

  1. ağlamak nerden çıktı. Sen burayı istedin bak annene sakın deme. Sidikli hep yapıyor annem sonra onun iki katı ağlıyor :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağlayamıyorum zaten :D Söylemem tamam :D

      Sil
  2. Belki gelir Kız, umuyorum ki gelir.
    Sen hedeflerine yoğunlaşmaya bak. Gerisi çorap söküğü gibi gelir :)

    YanıtlaSil
  3. Okul dönemi bitip eve döndüğünde de okulu özleyeceksin :) Bende öyle olmuştu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şuan tahmin yürütemeyeceğim bir durum bu dediğiniz :D

      Sil
  4. Ben hala ailemle birlikteyim ama okul benim için de zorlu bir ortam ve hedeflerim için dayanmaya çalışıyorum, kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Arkandayım :) umuyorumki sen benden daha iyi başa çıkarsın zorluklarla. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimiz kolaylıkla baş edelim zorluklarla. Engel olamasınlar bize :)

      Sil
  5. İnsanımızdan kaynaklı o. Seninle alakalı değil hiç merak etme. Kaç yaşıma geldim işimde bile çok sık olmasa da ingilizce kullanıyorum ama bir Türkle yabancı dilde konuşamıyorum. Yabancıysa kolay, tık tık oluyor ama Türk... Yok o olmuyor :)
    Şehre taşınalı daha ne kadar oldu ki? Bırak bir ilk dönem geçsin alışırsın. Kendini şartlama alışamıyorum diye. Ben kocaman şehirden minicik şehre hem de okulu dağın tepesinde olan bir yere gittim. İlk günlerde yakındım durdum alışamıyorum diye ama şimdi deseler Cha oraya taşınman gerekiyor diye anında bavul hazırlarım. Alışmaya çalış oradasın artık bunun için birinin o şehre gelmesine gerek yok o şekilde düşünme. Evi özlediğinde gidersin zaten :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle. Zaten Türk'le İngilizce konuşmak şu Dünya'da gördüğüm en saçma şey. Sanki Türkler'le konuşurken insan kurallara daha çok uymak zorunda hissediyor kendini :D
      Sabırsızlığımdan bunlar hep :D Ya Lecter gelmese de öyle ya da böyle alışacağım zaten. Sadece varlığı bir artı olur diye dedim yoksa yokluğu benden bir şey götürmüyor :D
      Umarım çok uzun sürmez alışma sürecim :)

      Sil
  6. Bende utangaçlığımdan İngilizce konuşamıyorum ama baksan sokakta , iki kelime İngilizce bilmeyen adam bile konuşuyor , hep öz güven ilgili .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet yaa, o durum çok komik oluyor :D Bir de o kişinin konuşmasındaki hatalar takılıp duruyor ya insanın kulağına sürekli :D

      Sil
  7. offff ya böyle olmaaaa duyarsız ol sen yaaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zamanla düzelecek bu pis huyum sanırım :D

      Sil
  8. baksanaaa, esra var bulut ol blogu, lise üçte, şimdiden başladı üniversite için çalışmaya, dersane filan, ya ona ders çalışmakla ilgili öğütler versene yaaaa benim için, arada ona destek olsanaaa, yardım istiyo bizden. lütfeeen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söyler misin ona karganinmaili@gmail.com adresine sorularını atsın, elimden geldiğince yardım ederim :)

      Sil
    2. ay sen sölesene gidip ona ama, seni tanımadan nasıl gelcek sorcak kiii, bak son yazılarımda var yorumu, esra, gidersin meraba dersin filan sonra verirsin yaaa mailini. :)

      Sil
    3. Tamam tamam, hallettim ben :D

      Sil