16 Ekim 2016 Pazar

2'li Film Lakırdısı

Selam Sevgili Okur,
Geçen 6'lı iken şimdi neden 2'li Film Lakırdısı diye sorabilirsin, hemen açıklayayım: 6'lı Film Lakırdısı yazısında oldukça uzun bir sürede izlediğim filmleri kenarda biriktirerek yazma kararımdan dolayı 6'lı yaptım ama bu yazıda öyle yapmayacağım çünkü izlediğim filmlerden bir tık daha uzun bahsedeceğim ayrıca epeyce beğendiğim bu iki filmi biran önce yazmak istedim; 6 film izleyinceye kadar beklemek istemedim :D
Bugün bahsedeceğim iki film:
- The Wind Rises(Ghibli Stüdyo(Japonya) yapımı drama-romantik anime)
- It's Kind Of A Funny Story(Amerikan yapımı komedi filmi)(Google'da drama-romantik yazıyor ama tabi sen bilirsin yine. Bence komedi filmiydi çünkü :D )

The Wind Rises(2013)
Tanıtım:
Yönetmen ve Yazar: Hayao Miyazaki
Müzik: Joe Hisaishi
Film Süresi: 2 saat 6 dakika
Fragman: Tık
Jiro Horikoshi küçüklüğünden itibaren uçaklara tutkuyla bağlıdır. O kadar büyük bir tutkudur ki bu, uçaklarla alakalı sadece İngilizce kaynaklar elde edebilmesine rağmen sözlüğe baka baka okur yazanları. Üniversite çağına geldiğinde uçak tasarımı bölümü okur ve alanında bir işe girer ama yaşadığı dönemdeki Japonya hem ekonomik hem de teknolojik açıdan çok sıkıntılı bir durumdadır, bu sebeple hayallerini gerçekleştirmesi için üstün bir efor harcaması gerekmektedir.
Konusunu Tatsuo Hori'nin kısa öyküsü üzerine olan Kaze tachinu adlı mangadan alan film, Jiro Horikoshi'nin kurgusal biyografisi niteliğindedir. Jiro Horikoshi, II. Dünya Savaşı'nda kullanılan Mitsubishi A6M Zero savaş uçağının tasarımcısıdır.

Yorumum: Kesinlikle harika bir animeydi. Gerek verdiği mesaj gerek çizimleri açısından harikaydı.
Anime, 2. Dünya Savaşı döneminde geçiyor. Ekonomik açıdan zorluklar çeken, teknolojik açıdan da geri, yani dünyanın şuan bildiği Japonya'dan tamamen farklı bir Japonya'yı anlatıyor. Animenin ana karakteri Jiro, böyle imkansızlıklar içerisinde bile umudunu ve tutkusunu hiç kaybetmiyor. Başarı kimseye gökten zembille inmiyor. Bu durum Jiro ve şuan pek çok kişiye parmak ısırtan Japonya için de geçerli. Bu durumu öyle güzel işlemişler ve öyle güzel motivasyon sağlıyorlar ki filmin sonunda gaza gelmemek elde değil.
Çizimler her zamanki gibi beni benden aldı ama sonuçta Ghibli Stüdyo'dan bahsediyoruz, daha azını beklememin imkanı bile yok :)
Animenin sanırım olumsuz anlamda eleştirebileceğim tek yanı afişi: Animenin konusundan inanılmaz kopuk geldi bana. Mesela gördüğüm bazı afişlerde Jiro bile yoktu, halbuki Jiro ana karakter. Animede oldukça yüzeysel işlenen aşk teması sanki ana temaymış gibi afişte yer etmesi çok yanıltıcı geldi bana, ayrıca Naoko'nun resim çizişi de ana unsur değilken neden bilmiyorum o da var afişte. Animeyle alakalı belki tek unsur olan uçaksa arka planda kalmış(afişin sol üstünde). Ama tabii animenin kendi güzelliğinin hürmetine afiş konusunu es geçebiliriz.
Animede en beğendiğim şarkı şu. Bu animede şarkılar bir tık az olmuş sanki ama olsun, güzeldiler yine de :))
Ayrıca animeden güzel bir alıntı:
- "Le vent se lève!... il faut tenter de vivre!"(Rüzgar yükseliyor, yaşamaya çabalamalı.)(Paul Valery'nin Deniz Mezarlığı şiirinden alıntıymış.)

Puanım: 5/5
Motivasyona ihtiyacın olduğunda omuzlarında tutup "Eğer gerçekten istiyorsan önünde hiçbir engel duramaz." diyecek bir anime.

It's Kind Of A Funny Story(2010)
Tanıtım:
Yönetmen: Ryan Fleck, Anna Boden
Öykü: Ned Vizzini
Müzik: Broken Social Scene
Film Süresi: 1 saat 41 dakika
Fragman: Tık
Hayatı istediği gibi gitmeyen ve olumsuzluklar yüzünden depresyona girmiş olan 16 yaşındaki Craig isimli genç, bu durumundan kurtulamaz ve sonunda yetişkin insanların bulunduğu yatılı tedavi sağlayan bir psikiyatri kliniğine başvurur. Her şeyin bu kliniğe yatmakla çözüleceğini sanan Craig envai çeşit kişiyle tanıştığı klinikte yavaş yavaş kendini tanımaya ve sorunlarına gerçek anlamda yönelmeye başlar.
(Ned Vizzini'nin aynı isimli kitabından uyarlamadır.)

Yorumum: Klasik Amerikan filmi havası vardı ama çok eğlendim filmi izlerken. O kadar eğlenceli ve hoş bir filmdi ki filmi izlerken bazen kahkahalar attım(gecenin 2'sinde yurtta, hayal edebildin mi :D ) bazense durgunlaştım çünkü bazı deneyimlerimle kıstas ettim. Kendinizden bir parça bulursanız kesinlikle sizi kendine çekecek bir senaryosu var.
Film ya da dizi farketmez izlediğim yapımlarda şarkı benim için en önemli temel unsurlardan biri(müziğe verdiğim önemi fark etmeyen kalmadı sanırım artık :D ). Dolayısıyla şarkıları güzel olan bir filme ister istemez sempati duyarım. Böyle eğlenceli bir filmin şarkıları da güzel olunca beğenmemem imkansız gibi bir şeydi :D Mesela şu şarkı sahnesi harikaydı(şarkının orjinali için tık).
Filmde favorim bir sahne vardı ki saçma sapan bir sevinç kapladı beni o sahnede. Burada da paylaşacağım ama uyarıyorum, spoiler içerir! Spoilerlı mükemmel sahne
Bunların dışında filmde küçük küçük mesajlar da vardı:
-"Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirebilmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyler, kabul etmek için sabır, ve ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ver."(Filmden sonra araştırıp öğrendiğime göre Hititlere ait bir duvar yazısından alıntıymış. kaynak )
- Doğmak için uğraşmayan insanlar, ölümle meşguldür.(Bob Dylan'ın şu şarkısından alıntıymış bu söz de)
Bu iki sözün dışında filmin vermek istediği mesajlardan birisi de yaşanan duygusal buhranlardan utanmamak gerektiği ve bunlardan kurtulmak için elden gelenin yapılması gerektiği. Ayrıca böyle zor zaman geçiren insanlara destek olmak gerektiği.
Daha da söz bulamıyorum oturup izlemen gerek ne demek istediğimi anlaman için :)

Puanım: 5/5
Yorganına sarınıp izleyebileceğin, şeker tadında bir komedi.


Sevgiler
Kız

4 yorum:

  1. Ghibli Stüdyo'dan bahsediyoruz. İşin içinde bir de Hayao Miyazaki varsa zaten tadı doruklara ulaşıyor. :)) En sevdiğim animasyonlardan birisi. O repliği de çok sevmiştim. İzlemediysen eğer Yürüyen Şato ve Sprid Away de izlemelisin. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle :)
      İzlemem mi, defalarca hatmettim :D Ghibli Stüdyo'nun bilindik animelerinin hemen hepsini izledim, çok popüler olmayanları da yavaş yavaş izlemeye çalışıyorum son zamanlarda :) Bir tane daha Ghibli sever bulduğuma sevindim :))

      Sil
  2. Animeleri seviyorum ama film gibi olanlar , biraz beni bunalıma sokuyor - bu nasıl tabirse artık - yine savaş yılları konulu bir anime izlemiştim , psikolojiğim yerle bir olmuştu .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Film gibi olan animeler daha ciddi oluyor, ondan dolayı olabilir. Dizi şeklindeki animelerde daha fazla neşeli anime var :)

      Sil