25 Aralık 2016 Pazar

6'lı Film Lakırdısı #2

Selam Sevgili Okur,
Yeni bir 6'lı Film Lakırdısı'nda daha buluşmak ne güzel :D Bu aralar içimden yazı yazmak gelmeyince bari film yazımı düzenleyip yayınlayayım dedim, hem pazar gününe film arayanlar da olur şimdi :) Umarım film arayışında olanlara faydası dokunur bu yazılarımın :)

6'lı Film Lakırdısı #1 için tık tık
2'li Film Lakırdısı için tık tık

Bu arada bahsetmeden geçmek istemiyorum, İngilizce blog yazmaya başladım. Benim gibi İngilizce pratiği yapmak isteyenler olursa buyursun gelsin. İngilizce yorumlaşırız :D
İngilizce bloğum için tık tık

Bahsedeceğim filmler:
- Fight Club(Amerikan yapımı psikoloji-aksiyon)(3/5)
- Gülen Gözler(Türk yapımı komedi ve belki bir nebze dram)(5/5)
- Kimi no na wa(Japon yapımı fantastik-drama anime)(5/5)
- Amelie(Fransız yapımı romantik-drama)(5/5)
- Requiem for a Dream(Amerikan yapımı dram-suç)(1/5)
- İftarlık Gazoz(Türk yapımı komedi-dram)(4/5)


Fight Club(Dövüş Klübü)(1999)
Yönetmen: David Fincher
Hikaye: Chuck Palahniuk
Müzik: Dust Brothers, Michael Simpson, John King
Film süresi: 2 saat 31 dakika
Tek düze yaşamı kronik uykusuzluk sorunuyla çekilmez bir hale gelmiştir. Ailesi ve yakın bir arkadaşı olmayan Anlatıcı, doktorunun tavsiyesi üzerine kanserli hastaların terapi grubuna katılır. Bu toplantılar esnasında Marla ile tanışır; o da genç adam gibi hasta olmadığı halde grubun toplantılarına katılmaktadır. Bir yolculuk sonrası evinin yanmış olduğunu gördüğünde arayabileceği tek kişinin yolculuk sırasında tanıştığı sabun satıcısı Tyler'dır. Tyler ise kapitalist sisteme başkaldıran görüşüyle Anlatıcı'yı etkilemeye başlar. (Düzenlenmiş bir Alıntıdır.)

Yorumum:
Yüksek beklentiler sonucu düşük beğeni elde ettiğim bir film oldu. Beğendiğim yanları: Organik bir şekilde nasıl tarikat kurulacağını gösteriyordu film ve bu tarikatın iç sisteminin işleyişini. Grup terapilerini, kapitalizmin etkilerini... Beğenmediğim yanı ise bana çok tanıdık gelmesiydi. Aslında suç filmde değil. Bu filmden çok önce izlediğim bir film vardı Who Am I isimli. Muhtemelen Fight Club etkisinde kalınarak yapılmış bir film olduğunu düşünüyorum, senaryo benzerliği değil ama aralarında tanımlayamadığım bir benzerlik var. Aslında bariz gösteribileceğim bir benzerlik için bir resim hazırladım, buyrun.
(Soldaki Fight Club'taki ana karakter, sağdaki ise Who Am I'daki ana karakter)
Film süresince benzerlik hissi beni rahatsız edip durdu, hayal kırıklığımın büyük bir çoğunluğu bundan kaynaklı bence.
Bunun dışında gereksiz cinsel sahne ve mesaj vardı(25. kare tekniğini anlatıp hususi olarak bu tekniği de filmde uygulamışlar). Bu sebeple yetişkinler için diye ayrıca belirtmeme gerek yok buraya sanırım.

Puanım: 3/5
İzlenir sanırım.
Gülen Gözler(1977)
Yönetmen:Ertem Eğilmez
Senaryo: Sadık Şendil, Ahmet Üstel
Müzik: Melih Kibar
Film süresi: 1 saat 37 dakika
Yaşar Usta, (Münir Özkul) karısı Nezaket (Adile Naşit) ve beş yetişkin kızı ile İstanbul'da yaşar. Yaşar usta, erkek çocuğu olur beklentisiyle tüm kızlarına erkek ismi vermiştir. Kalabalık ailesinin geçimini sağlamak için çok çalışmakta, cimriliği ve hilekarlığı ile zengin olmuş eski arkadaşı Yunus'un inşaatları için doğramacılık yapmaktadır. Kızlarının gönül ilişkilerinin hareketliliğinden habersiz bir şekilde, onlara münasip kısmetler bulmak ister. Büyük kızı Fikret'e (Ayşen Gruda) âşık olan Vecihi (Şener Şen) sürekli olarak kapısını aşındırsa da kızını ona vermemekte direnir. Hikmet ise evin alt katındaki çırakların gözdesidir; bütün vaktini onlara oyunlar oynayarak geçirir. En düşkün olduğu kızı İsmet (Müjde Ar) Yunus'un oğlu Temel (Mahmut Hekimoğlu)'i sevmektedir.
Aile içinde sevgi, vefa ve yalan.
(Düzenlenmiş alıntıdır.)

Yorumum:
Ailenin bütün yükünü tek başına üstlenmeye çalışan sevgi dolu bir baba ve bir nevi onun tepesine binen aile fertlerinden nasıl olduysa tatlı bir aile komedisi yapmayı başarmışlar. Sonuçta bahsi geçen bir aile; fertler ne yaparsa yapsın affedilen tek yer. Nankörlük dışında birlik beraberlik teması da gayet güzel işlenmiş. Özellikle kız kardeşler arasındaki birlik çok hoşuma gitti(hatta imrenmedim desem yalan olur).
Favori ikilim Vecihi ile Fikret idi kesinlikle :D
Youtube'a yüklediklerini görünce rahat rahat izlemiştim, oradan izlemeni tavsiye ederim :)

Puanım: 5/5
İzleyin, izlettirin yahu :))

Kimi no na wa(Your Name?)(2016)
Yönetmen: Makoto Shinkai
Müzik: Zen Zen Zense
Film süresi: 1 saat 47 dakika
Mitsuha, kırsal kesimde, dağların etrafını sardığı bir kentte yaşamaktadır. Belediye başkanı olan babası genellikte evde bulunmadığından evinde daha çok ilkokul öğrencisi kız kardeşi ve büyük annesiyle kalan Mitsuha her ne kadar dürüst bir kişiliğe sahip olsa da ailesinin Shinto tapınağına ait geleneklerden ve babasının seçim kampanyasında yer almasından hiç hoşlanmamaktadır. Kırsal kesimde yaşadığı için içten içe üzülmekte ve Tokyo’daki harikulade şehir hayatını arzulamaktadır. Taki ise Tokyo’nun merkezinde yaşayan liseli bir gençtir. Arkadaşlarıyla zaman geçirmekten hoşlanan ve bir İtalyan restoranında yarı zamanlı çalışan Taki, mimariye ve güzel sanatlara ilgi duymaktadır. Günlerden bir gün rüyasında daha önce hiç gitmediği dağlar arasına kurulmuş bir şehirde yaşayan genç bir kız olduğunu görür. Mitsuha ise erkek olduğu bir rüya görecektir.
Rüyalarının arkasındaki sır nedir?
(Alıntıdır.)

Yorumum:
Tek kelimeyle HARİKAYDI! Üstüne söylenecek çok bir söz bulamadığım bir anime. Çok zekice bir senaryosu vardı, hele bazı metaforlarda "vahuuğğhhhğğ" tepkisi verdiğim doğrudur :D Ne diyeyim başka bilemedim. Şarkıları da mikemmeldi. Of, kelimelerin tükendiği animenin konuşması gereken yerdeyiz bence Okur'cum :D
(Ayrıca en sevdiğim şarkılarından birisi için tık tık)

Puanım: 5/5
Herkesler izlesin, o kadar diyorum :))

Amélie(2001)
Yönetmen: Jean-Pierre Jeunet
Müzik: Yann Tiersen
Film süresi: 2 saat 9 dakika
Doktor olan babasının küçük Amélie'ye koyduğu aslında yanlış olan kalp hastalığı teşhisi sonucu diğer çocuklardan uzak olarak yetiştirilen Amélie, kendi hayal dünyasında yaşayan, sessiz bir çocukken yetişkin olur. Oldukça monoton bir hayatı varken bir gün gizemli bir kutu bulur ve bu kutuyu sahibine vermekle başlayarak insanları mutlu etmeyi kendine amaç edinir.

Yorumum:
Müziklerini dinleyerek büyüdüğüm ama kendisini henüz izleyebildiğim bir film oldu Amélie. Teması, olayların geçtiği sahneler, olayların kendileri hepsi birbirinden güzeldi. Cinsel sahnelerinden dolayı çocukların izlemesi pek uygun olmasa da yetişkin herkes izlemeli. Hayatı, aşkı ve diğer tüm ayrıntıları öyle güzel işlemişler ki :)

Babamdan kaptığım bir özellik var: dinlediğim ve sevdiğim bütün müzikleri arşivlemek. Küçüklüğümden beri şarkılarını dinlerdim dedim ya, tee o zamanlar babamın yaptığı arşivden gelen şarkılar arasından Amelie'nin La Noyée şarkısı denk gelince istemsizce gülümsedim. Bu şarkı sayesinde aynı anda hem çocukluk anılarımı hem de Amelie'den sevimli sahneleri hatırladım. Güzel bir his gerçekten :)

Puanım: 5/5
Tatlı bir mutluluk istiyorsan izlemelisin :)

Requiem for a Dream(Bir Rüya İçin Ağıt)(2000)
Yönetmen: Darren Aronofsky
Müzik: Clint Mansell, Lux Aeterna
Film süresi: 1 saat 42 dakika
Uyuşturucu bağımlısı bir genç, televizyon bağımlısı annesi ve aralarında günden güne yükselen bir uçurum... Uyuşturucu batağı içerisindeki Harry’nin hayattaki tek amacı daha fazla uyuşturucuyken; umutsuz annesini hayata bağlayan tek şey en sevdiği yarışma programıdır. Bir gün bu yarışmaya katılmaya hak kazandığında tek derdi, gençken giydiği kırmızı elbisesine girebilmek olacaktır. Yaşlı ve mutsuz kadın zayıflama hapları kullanmaya başlar. Oğlu ise daha fazla uyuşturucu için elinden geleni yapar.
(Düzenlenmiş alıntıdır.)

Yorumum:
Bağımlılıklar ve hayatımıza etkilerini anlatan ilginç bir film. Trajedi ve dramı iliklerinize kadar hissettiriyor. Oldukça fazla rahatsız edici sahnesi var, hem cinsel sapkınlık yönünde hem de psikolojik bozukluklar yönünde. Baş rolde de Jared Leto var. Bu adamın bir daha filmini izler miyim şüpheliyim. Daha önce şu yazımda bahsettiğim Mr. Nobody filmi de yorucu bir filmdi ama Requiem for a dream kat be kat yorucu ve rahatsız ediciydi.
Kamu spotu amaçlı izlenebilir mi? Belki.
Verdiği mesaj oldukça ciddi olsa da izlenesi bir film olarak  sınıflandıramam çünkü film gereğinden fazla huzursuz etti beni.

Puanım: 1/5
Bilinç için izlenirse izlenir yoksa tavsiye etmem.


İftarlık Gazoz(2016)
Yönetmen: Yüksel Aksu
Müzik: Evanthia Reboutsika
Film süresi: 1 saat 55 dakika
70'li yılların başında bir Ege kasabasında ailesi ile beraber yaşayan Adem zeki ve başarılı bir öğrencidir. 5. sınıfı bitirir bitirmez yaz tatilini iyi değerlendirmek için ailesine Gazozcu Cibar Kemal Usta ile çalışmak istediğini söyler. Zar zor izin alan Adem gazozcu çırağı olarak Cibar Kemal'in yanında çalışmaya başlar. Ramazan ayının ilk günleridir Adem camide oruç hakkında vaaz eden hocanın dediklerinden etkilenir ve oruç tutmaya karar verir. Küçük yaşta olduğu için ailesi bu duruma izin vermez o da ailesinden gizli oruç tutmaya başlar. Ege'nin yaz sıcağında, bir yandan da gazoz satarken oruç tutmak Adem'i çok yormuştur. Susuzluk ve açlık yüzünden seraplar görmeye başlar. Adem'in yaşadığı bu sorunlar onu bir maceranın içine sürükler

Yorumum:
Tatlı bir köy komedisi, küçük bir çocuğun çıraklık maceraları gibi bir film beklerken ciğerimi soldurtan bir filmle karşılaşmak benim için kötü oldu. Kötü bir filmiydi diye sorarsan, kesinlikle hayır. Film çok başarılıydı. 80'ler ve öncesinde geçen filmde komünizm mesajı verme çabalarını gözümüze gözümüze soksalar da başarılı bir filmdi. Yalnız, mesaj konusunda başarılı olduklarını inkar edemeyeceğim çünkü filme ara verip mutfağa giderken bilinçsiz bir şekilde komünizm marşını mırıldanırken buldum kendimi :D
İşin tek kötü yanı ben oldukça düşük moralle, moralim düzelsin diye açmıştım filmi ve moralim iyice çökmüş olarak kalakaldım. Moraliniz düşükse izlemenizi kesinlikle tavsiye etmem.

Puanım: 4/5(1 puanı abartılı bir şekilde komünizm mesajı verme çabasından dolayı kırdım.)
İzlenmesini tavsiye ederim :)

Yazımı İftarlık Gazoz filminde de yer etmiş Cemalim türküsüyle bitiriyorum. Kendine iyi bak. İyi pazarlar diliyorum Pazar günün ilk saatlerinden :)

Sevgiler
Kız

12 yorum:

  1. Şu İftarlık Gazız'u bir türlü izleyemedim :)
    Puanlarınız önemli, efendim. Fight Club bence de 3'lük :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Boş olduğunuz vakit izlemenizi tavsiye ederim :)
      Bu konuda yalnız olmadığıma sevindim :D

      Sil
  2. Ben de film arıyorum bugün. Dövüş Kulübü nü okuyayım istiyorum izlemeyecem galiba :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım faydalı olmuştur :))
      Kitabı daha etkileyici olabilir belki ama filmden emin değilim.

      Sil
  3. fight club harika bir sistem eleştirisidir. who am ı daha çok mr robot esintisini taşıyo. hatta dizinin filmleşmiş hali gibi gelmişti bana, en azından ilk sezonun. fight club daha çok kapitalizm giydirmesi yapıyo ki, içimin yağlarını eritiyo

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı benzerler yanlar gördüm ama aynısı olduğunu düşünmüyorum zaten :) Mr. Robot'u duymuştum ama hiç izlemedim.

      Sil
  4. Yıl olmuş 2016 ve ben hala inatla dövüş kulübünü seyretmiyorum...
    Yalnız hepsi kocamaaaan bir yana Amélie ile Kimi no na wa şöyle bir yana.
    Bu yıl seyrettiğim anime filmleri arasından en çok beğendiğimdi. Büyük ihtimal bir ara Perfect Blue gibi yeniden seyretmekten keyif duyacağım da diyebilirim. Kurgusu söylediğin gibi muhteşemdi Totoro'm, insan başka bir şey diyemiyor. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne zaman aklına eserse o zaman izlersin yaa :D
      Perfect Blue'yu halen izleyemedim :/ Bir daha ki 6'lı film yazıma onu da ekleyeyim :)
      Kimi no na wa çok güzeldi gerçekten yaa :)

      Sil
  5. Vecihi ♥
    En sevdiğim veeğlendiğim karakterlerindendir Şener Şen'in...
    İftarlık gazoz ne zamandır izleyeceğim, bekliyor :))
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnanılmaz sempatik bir karakter :))
      Belki sizi çağırmamıştır o film henüz :)
      Sevgiler :)

      Sil
  6. fight club'a az vermişsin diye düşünüyorum :)

    bir de şu iftarlık gazoz her yerde karşıma çıkıyor. nedense gitmedim ona.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğeniler kişiden kişiye değişiyor ya :D

      Ben de sinemada gitmedim, internetten izledim :)

      Sil