22 Şubat 2017 Çarşamba

SKAM -Dizi-


SKAM, Norveç yapımı 15-18 yaş aralığındaki liseli gençlerin yaşamlarını her sezon farklı biri tarafından anlatılarak devam eden bir dizi. Halen güncel olan bu dizi hakkında pek çok yazı okudum Kafa Dergi bloğunun yazarı Mert'te gördüm ilk önce, daha sonra Sade ve Derin Deep'te ve daha sonra da pek çok yerde. 3 günde 3 sezonunu bitirdim ve dizi hakkında söyleyecek bazı sözlerim var.

Dizinin müziklerini(bilindik şarkılarla harmanlanmış yığınla müzik), karakterlerin hayatlarını doğal bir şekilde işleyişlerini, sahnelerin sanki gerçekten o kişilerin hayatlarıymış gibi çekmelerini sevdim. Hatta şimdiye kadar hiç karşılaşmadığım bir şey gördüm bu dizide, karakterlerin dizi boyunca kullandıkları sosyal medya hesapları gerçek hayatta da var ve sanki gerçekten o karaktermiş gibi paylaşımlarda bulunuyorlar. Bunu görünce gerçekten çok garip hissettim :D Dizide, Norveç kültüründen parçalarını yaklayabilmek beni mutlu etti. Sosyal konulara(tecavüz ve çözümü, eşcinsellik, ilişkilerde karşılıklı güven v.s.) değinmeleri hoşuma gitti. Güzel şeylerin kötü yanları olabileceğini de gözler önüne serdiler, birbirlerine sonuna kadar destek çıkan güzel arkadaşlıkları da. 

Ancak, tüm bu güzel yanlarının önüne sürekli kafası sadece cinselliğe, alkole, uyuşturucuya çalışıyormuş gibi görünen gençlerin çıkıyor olması.. Pek çok taraftan bu konu da eleştirilmiş mesela ama normal olarak da gösteriliyor. Tamam Norveç şartlarında normal karşılanabiliyor olabilir bunlar fakat bu tip şeylere bulaşmanın yaşının bu kadar erken olması bana yanlış geliyor. Hayat sanki bunlar etrafında dönüyormuş gibi bir görüntü çiziliyor pek çok bölümden sonra. Dizinin ilk sezon ilk bölümünde, dünyada kimi insanlar acı çekerken kimi insanlar günlerini sarhoş olarak, partilerde bilmem ne yaparak sadece zevk ve eğlenceyle geçiriyor diye eleştiren bir sosyal mesaj verip "bundan sonra izleyeceklerinizde bunları aklınızdan çıkarmayın" tarzı bir ileti yollamışlar gibi hissetim diğer bölümleri de izleyince. Pek çok yerdeki yorumlara göre bu diziyi sosyal ve psikolojik olarak henüz olgunlaşmanın başında olan kişiler, yani ergenler izliyor daha çok ve bazı mesajlarının oldukça sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Dizide ne kadar gerçekleri yansıtıyormuş gibi bir görüntü çizmeye çalışsalar da gerçek hayatta insanlar o denli şanslı değil genelde. Anlamsız bir cinsel ilişkiye girip yaşadığı mide bulantısının sebebi hamilelik değil de düzensiz beslenme çıkması, baygınlığından yararlanılıp tecavüze uğradığını sanıp arkadan daha az kötü bir şeylerin çıkması vb. Tecavüze uğradığında şikayetini bir tarafına takmayacak hatta seni suçlayacak insanlar var bu dünyada, toz pembe mi gerçekten bu hayat? Norveç'in güvenilir yasaları diye diye öttüler bir ara ama o yasaları gerçekten o kadar dört dörtlük mü işliyor, insanların hayatı gerçekten o kadar kaliteli mi orada? 

Oldukça karışık bir diziydi. Halen de güncel. 4. sezonu 15 Mart'ta çıkacak diye birkaç duyum aldım. Her sezonda şaşırtıcı unsurlar eklemeyi başarsalar da ilk 1.5 sezonu sevebildim tam anlamıyla henüz. 3. sezonda da kesit kesit sevdiğim ve ilginç gelen yerler vardı. Yeni sezon biraz daha farklı olur diye umuyorum. Bakalım.

Puanım: 404 not found(düşük puan versem haksızlık etmiş olacağım, yüksek puan versem de beğenmediğim yanlar gözüme batıyor)

Dizide dinlediğim güzel bir Radiohead şarkısı. Şu aralar melankolik şarkı dinlememek konusunda kendimle anlaşmıştım ama dizide o kadar güzel şarkılar vardı ki böyle en melankoliklisinden :D


Sevgiler
Kız 

5 yorum:

  1. bu diziye başlayıp başlamama konusunda çok kararsızdım. deep'in bloğunda da gördüm.
    bir yandan Norveç'e olan ilgimden başlamak istiyordum. diğer yandan skins -umarım adını doğru yazmışımdır- ile benzeşen konuları olduğundan izlemekte istemiyordum. çünkü madde ve alkol konusunda sevmediğim durumlar vardı, bu yönden skins'e -yine doğru mu yazıyorum bilmiyorum ve inatlada google'dan aratmıyorum. (üşengeçlik)- bakmamıştım. üç günde bitirdim deyince öte yandan akıcı olduğunu düşündüm, ama benim o kaçtığım, daha doğrusu gözüme batan konuları (normalmiş gibi gösteren) sen de ele almışsın totoro'm. bu yönden de kararsız kaldım. sanırım bir bakarım. beğenirsem devamını getiririm. izlemekten zarar çıkmaz neticede.
    ayy, melankolikli demeseydin. :D son birkaç gündür dibe batmıştı moralim, ama şimdi yaşasın hayat modunda dolanıyorum ve son süratta kaçışıyorum. neyse böyle kendimi kedere boğmak istediğimde, mesela izlediğim serilerde ki ana karakterin ölümüyle falan dinlerim bunu. kendimi şimdi hazır hissetmiyorum. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Skins'i daha önce izlemedim ama aralarındaki benzerliği ben de duydum. Çok aman aman bir dizi değil bana kalırsa. Alternatiflerin varsa onları izlemeni tavsiye ederim ben :D

      Melankolikli şarkılar her ana uymuyor maalesef :D

      Mime o gün bakmıştım zaten. Cevap yorumumu şimdi yazıyor olsam da :D

      Sil
  2. Aa bu arada Totoro'm, demeyi unuttum bak dizi hakkında çene çalmaktan. Bir de ben seni mimledim ya! gerçi bilemiyorum yaptın mı hiç, yapmadın mı diye. şu an bloğuna da göz atıyorum diğer yandan. yapmadıysan ve ilgini çekiyorsan bir bakarsın. :)

    YanıtlaSil
  3. Gerçek hayat için de sosyal medya hesapları açmaları gerçekten ilginç ve garip :)
    Şarkıyı çok sevdim bu arada, mistik bir havası var :)
    Saygılarımla, efendim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi :D

      Beğenmene sevindim :)

      Saygılar ve sevgiler :)

      Sil