12 Mart 2017 Pazar

Kargaları Duyuyorum(en çok da yalnız olduğumda)


Bloğa neden bu kadar az yazıyorum, eskisi gibi yazmak neden gelmiyor içimden? Aslında çok fazla gözlem yaptığım ve çok fazla şey yaşadığım bir zamandayım ama buraya gelip bir şeyler yazmaya kalkışmadım bir türlü.

İnsanları, hayvanları, canlı-cansız her şeyi çok inceledim, çokça yorumladım kendimce. Mesela, nüfus müdürlüğünde kalabalıktan ses duyulmazken sırası gelen kişiye haber vermek için insanların toplu şekilde sıra numaralarını duyurmalarını, kavga eden gençleri görünce durup gençleri ayırmaya çalışan otobüs şoförünü, metro istasyonunda saksafon, kanun, keman gibi enstrümanlarla gerilimi dağıtan müzisyenleri, arabaları kovalayan köpekleri, sakin sakin dolaşan kedileri, aşık gibi ruh hali değişip duran gökyüzünü, kulağımın dibinden ayrılmayan kargaları anlatmayı düşündüm pek çok kez.

Kendimi de inceledim fazlasıyla: aşk konusunda kafamın karışmasını, engelleri aşma çabalarımı, kendime vakit ayırdığımda yaptıklarımı, sosyalleşmenin getiri ve götürülerini, insan ilişkilerindeki bocalamamı anlatmak için defalarca fırsat kolladım ama anlatmaktan vazgeçtim. Bu vazgeçişlerimin elbetteki bir nedeni var. Artık kendimle ve yaptıklarımla alakalı olan kendime sorduğum "Neden" sorusuna "bilmiyorum" cevabını vermiyorum ve sırf bu yüzden "neden yazmadım bilmiyorum" demek istemiyorum çünkü cevabı içimde saklı, biliyorum. Bulmak için biraz daha derine bakmam ve cevaba gidebilmek için sorular sormam gerekiyor sadece.

Neden yazmaktan vazgeçtim her seferinde?

Son zamanlarda yazdıklarımın yeterince ilgi çekici olmadığını düşünüyordum, zorlama şekilde yazdığımı hissediyordum. Elimde yazmak için iyi nedenlerim olsa bile o nedeni çarçur etmek istemiyordum. Yazınca bir şeyleri aydınlatmak istiyordum kendimde ama oturup böyle bir şeyler yazabilmek için aşırı efor sarf etmem gerektiğini hissediyordum çünkü zorlamayınca iyi şeyler elde edemiyordum. 

Kafam karma karışıktı ve hep söylediğim "yazmak, net düşünmemi sağlar" ilkemle hareket edip sadece kendim için, günlüğüme yazdım pek çok şeyi, bazılarınıysa hiç yazmadım, yalnızca anılarımdan yitip gitmelerini diledim. 

Hayat zor, o kadar fazla tökezledim ve düştüm ki koşmaktan yoruldum. Bazen de toparlanıp sadece yürüdüm. Zorluklara ve acılara rağmen de gülmeye çalıştım. 

O dönem yazmaktan vazgeçtim çünkü yazmak için ihtiyacım olan netliği ve gücü kendimde bulamadım. 

Bloğu iş olarak görmek istemiyorum. Daha önce keyifle yazdığım zamanlarda içimden geldiğinden dolayı yazdım, şimdi de tek nedenim bu olsun istiyorum. Bu daha özgür hissetmemi sağlıyor. Düzensiz bir şekilde yazan bir blogger'ı takip etmek ne kadar zevklidir ya da değildir yorumu sana kalmış. Ne olursa olsun bu şekilde devam edeceğim sanırım :)

Bu arada, yaptığım kısa çekimlerimle hazırladığım kısa bir video ekledim youtube'a. Belki izlemek istersin :)

Sevgiler
Kız

6 yorum:

  1. Merhaba,

    Düzensiz bir blog yazarı ve okuyucusu olarak dönüp dolaşıp şu ortama gelince ilk baktığım bloglardan biri burası. Arada sırada olması hiç olmamasından iyidir, değil mi? :) Sondan ikinci ve altıncı paragraflarda biraz kendimi buldum galiba, yazının oralarını daha bir sevdim.

    Güzel günler diliyorum! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,

      Öyle olmak onure etti beni. Teşekkür ederim okuduğunuz için :)) Düzenli, düzensiz okur diye bir kriterim yok, sadece insan bazen okunduğunu bilmek istiyor sanırım :))

      Güzel günleriniz olsun hep :)

      Sil
  2. ya baksana güzel yazmak düzenli filan boşver önemli değiil ama yaz işte aklına ne gelirse yaaa bir de videon iyiydi, müzikler de, sanırım hepsi istanbuldu, sarıyer ve haliç tarafını seçebildim sanırım, vidyonun hikayesi varsa anlatsanaa, bir de o ağaç ve gün batımı neresiydi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi, çok da şeetmemek lazım sanırım :D
      Beğenmene sevindim. Evet, hepsi İstanbul. Hikayesi yok aslında, beğendiği her manzarayı çekmeye çalıştım o kadar :)

      Sil
  3. Hayata senin gözünden bakmak iyi geldi :))

    YanıtlaSil