4 Şubat 2018 Pazar

6'lı Film Lakırdısı #4

Selam Sevgili Okur,
   Buralarda yokken taslağını en sık güncellediğim yazı serisi olan 6'lı Film Lakırdısı ile karşınızdayım. Aslında son izlediğim filmler arasında beğendiklerim daha çok olmasına rağmen seriye sırayla devam etmenin benim için daha iyi olacağını hissettim. Bu sebeple yokluğumda ilk güncellediğim taslağı düzenleyerek devam ediyorum seriye.
   Seriye yeni bir düzen de getirmeye karar verdim. Artık bu seri yazılarımı daha kısa tutmaya ve bazı bilgileri fazla uzatmadan kısaca vermeye çalışacağım. Zaten oturup ince ayrıntısına kadar okumalık bir seri değil bu. Asıl amacım izleyecek bir şeyler arayanlara fikir vermek ve izlemeden önce ön fikir olabilecek bilgileri paylaşmak. İyi okumalar ve belki de iyi seyirler şimdiden :)

6'lı Film Lakırdısı #3 için tık tık
6'lı Film Lakırdısı #2 için tık tık
6'lı Film Lakırdısı #1 için tık tık
2'li Film Lakırdısı için tık tık

Bahsedeceğim filmler:
- Ghost in the Shell(Japon yapımı psikolojik-bilim-kurgu-aksiyon anime)(4/5)
- Easy A(Amerikan yapımı komedi)(1/5)
- Cowboy Bebop(Japon yapımı polisiye anime)(5/5)
- Benim Adım Feridun(Türk yapımı komedi)(5/5)
- On İki Kızgın Adam(Amerikan yapımı suç-drama)(5/5)
- Pompoko(Japon yapımı drama-fantastik anime)(5/5)

Ghost in the Shell(1995)

Yönetmen: Mamoru Oshii
Senarist: Masamune Shirow
Film müziği: Kenji Kawaii

Film süresi: 1 saat 22 dakika

   2029 yılında dünya günlük yaşamın her alanına yayılmış sınırsız bir elektronik ağ ile birbirine bağlıdır. İnsanlar, cyborglar, robotlar ve yapay zekaya sahip programlar bu ağın birer parçasıdır. İnsanları diğer yaşam formlarından ayıran tek ayırt edici özellik ise sahip oldukları hayaletlerdir. Hayalete sahip her türlü canlı, tamamı ile sibernetik bir vücuda sahip olsa da insan olarak tanımlanmakta ve insana dair her türlü hak ve özgürlüklerden yararlanabilmektedir. Ancak, siber suçlular hayaletleri yönlendirmekte, algısal verilere ulaşılabilmekte hatta hafızalar silinip üzerlerine yenilerini yazılabilmektedir. Böyle bir ortamda, insanlığın, bilincin ve varoluşun bilinen tanımları bile netliklerini yitirmektedir.

   Japonya’nın Ulusal Kamu Güvenliği Komisyonu teşkilatında yarı özerk konumda faaliyet gösteren 9. Şube personeli yukarıda anılan suçlara karşı mücadele eden özel bir birimdir. Teşkilatın harekat lideri, vücudu tamamı ile sibergenetik organ ve uzuvlardan oluşan Binbaşı Motoko Kusanagi ve ekibi, siber suçlulara karşı yürüttükleri operasyonlar esnasında Kuklacı adındaki oldukça tehlikeli ve kimliği tespit edilemeyen bir siber suçluya ulaşır. Motoko Kusanagi ve 9. Şube çok geçmeden Kuklacının gerçek kimliği ve amaçları ile karşı karşıya kalacaktır.(Alıntı)

Yorumum:
   Bilim-kurgu izlemenin cılkını çıkardığım bir dönemde izlediğimden dolayı aşina olduğum konular üzerine bir animeydi. Animeyi ilginç yapan bu konuları 1995'te öngörmüş olmaları. Adamlar oturup kafa yormuşlar hani. Tebrik etmek lazım.

   Ardından yapılan devam niteliğinde dizi ve animeleri de varmış, zaten izlediğim bu bölüm önsöz gibi hissettirmişti. Diğer bölümleri izledikçe bir şeyler netleşecektir diye düşünüyorum.

   Güzel animeydi, tek sıkıntısı gereksiz çıplaklıklar. Cidden halen çözemedim şu Japonların çıplaklık sevdasını. Hani bir cyborg(hem biyolojik hem de robotik kısımları olan varlık)'ü çıplak yapmışsın ne, çıplak yapmamışsın ne arkadaşım? 

Puanım: 4/5
   Bol aksiyon ve felsefe içeren fragman tadında bir anime. Serisini izlemek gerek.

Easy A(Adı Çıkmış)(2010)


Yönetmen: Will Gluck
Senarist: Bert V. Royal
Film müziği: Brad Segal

Film süresi: 1 saat 32 dakika

   Kendi halinde bir lise öğrencisi olan Olive arkadaşına söylediği bir yalan sonrası adı çıkar. Başta bu durum popülaritesini arttırırken  daha sonraları Olive'e bela olmaya başlar.


Yorumum:
   Senaryosu ilgimi pek çekmese de komik film olduğunu duyduğum için izlemeye niyetlendiğim bir filmdi. Film kısaca; bütün Amerikan lise film klişelerini toplayın ve 1,5 saate sığacak şekilde hızlandırın, arkaya da iki üç rock müzik ekleyin şeklindeydi. Güldüm gülmesine ama o kadar sadece...
Aslında blogta da paylaşmayacaktım ama belki izlemeye niyetlenen olur diye paylaşayım dedim.

Puanım: 1/5
   Alternatifin varsa bu filmle vakit kaybetme.

Cowboy Bebop(2001)


Yönetmen: Shinichirō Watanabe
Senarist: Keiko Nobumoto
Film müziği: Yoko Kanno

Film süresi: 1 saat 55 dakika

   Mars'ta bir tankere yerleştirilen bio-kimyasal bombanın patlamasıyla 1km
ötekideki nufüsun çoğunlukta olduğu yerde 500'ün üstüne kişi ölmüştür. 
Zanlının başına konan ödül şimdiye kadar konulan en büyük ödüldür. 300 milyon woolong. Bu olayın haberi Bebop'a bomba gibi düşer ve paraya her zamankinden aç olan ekip bu ödülü almak için yarışa girerler. (Alıntı)


Yorumum:
   Öncelikle filmi izleyeli neredeyse 1 yıl olduğunu belirtmem gerek. Film hakkında en bariz hatırladığım şeyler mükemmel dövüş sahneleri ve gerçekten kaliteli müzikleriydi. Bir arkadaşım sayesinde şu aralar bolca Yoko Kanno dinlemiş olduğumdan kaynaklı müzikleri o zaman bu denli beğenmiş olmama şaşırmıyorum, kadın harbiden yetenekli. 

Puanım: 5/5
   Kaliteli müzikler ve güzel sahneler vardı. Anime severlere tavsiyemdir :)


Benim Adım Feridun(2016)


Yönetmen: Çağan Irmak
Senarist: Çağan Irmak 
Film müziği: Çiğdem Erken

Film süresi: 1 saat 51 dakika

   Ersan (Halil Sezai Paracıkoğlu), uzun süredir birlikte olduğu sevgilisi Ayla (Özge Borak) tarafından terkedildiğinde müthiş bir şok yaşar. Birkaç hafta süren ikna çabaları sonuç vermeyince  durumu kabullenir, ancak aşk acısı alışkın olduğu birşey değildir. Yine de tez elden hayatına tekrar dönmeye çalışır. Erdek'te çocukluğunu geçirdiği yerlere döner. Bu sırada sahile yakın bir yerde gerçekleşen bir düğüne giderek kafa dağıtmak ister. Ancak damadın babası onu, yıllar önce Almanya'ya gitmiş kardeşinin oğlu Feridun'la karıştırır. Bir anda tüm ailenin gözbebeği olan Ersan, bu oyunu bir süre sürdürmeye niyetlenir, ancak damadın kuzeni Hayal'e (Büşra Pekin) aşık olması ve başına gelen diğer olaylar, bir süre daha Feridun gibi davranmasını gerektirecektir.(Alıntı)


Yorumum:
   Çok canımın sıkkın olduğu bir gün izleyip neşelendiğim tatlı bir romantik komediydi. Kalbimi çalan da fragmanı olmuştu ve film tam olarak bana fragmanının hissettirdiğini yaşattı. Aşk ve acısı, aile, yalan gibi hayatımızda yer eden bazı önemli kavramları sıcak bir havada tanımlayan bir filmdi.

Puanım: 5/5
   Boş vakitte biraz keyifleneyim derseniz :)


On İki Kızgın Adam(12 Angry Men)(1957)


Yönetmen: Sidney Lumet
Senarist: Reginald Rose
Film müziği: Kenyon Hopkins

Film süresi: 1 saat 36 dakika

   Latin Amerikalı bir genç adam, babasını öldürdüğü gerekçesiyle cinayetle suçlanır. Sanığın kaybettiğini söylediği bir bıçak ise cinayetin işlendiği odada bulunmuştur, gencin mahkemeye sunduğu savunma zayıftır ve olan biteni duyduklarını söyleyen pek çok tanık vardır. Sanık suçlu bulunduğu taktirde idama mahkum edilecektir.Jüri sonuçları pek de şaşırtıcı değildir: 12 jüri üyesinden sadece sekiz numaralı jüri üyesi Davis 'suçsuz' hükmü yönünde oy vermiştir. Davis’in jüri üyelerini ikna etmeye çalışması esnasında her jüri üyesinin 'suçlu' kararı vermesinin arkasında ise, aralarında yabancı düşmanlığı, kanuna aşırı güven, çoğunluğa uyma, geçmişle hesaplaşma gibi farklı kişisel sebepler olduğu ortaya çıkar.(Alıntı)

Yorumum:
   Objektif olmak mümkün müdür? Kişisel hayatınızın bir konu karşısında verdiğiniz karara etki etmemesini nasıl sağlayabilirsiniz? Söz konusu birisinin canı olsa dahi?
   Kesinlikle çok çarpıcı bir filmdi. Hareketli ve müziklerle etkileyiciliği artırılmaya çalışılmış bir film beklentisine girmeyin. Filmde 12 adam ve bir oda var. O odadan yalnızca bir karar vererek çıkabilirler ve bu karar bir gencin yaşamını ya da ölümünü sağlayacaktır.

Puanım: 5/5
   Beyin fırtınası yaptıran, insan ırkını bir nebze daha anlamaya yaklaştıran bir film.
Pompoko(1957)


Yönetmen: Isao Takahata
Senarist: Hayao Miyazaki(fikir), Isao Takahata
Film müziği: Itsudemo Darekaga
Film süresi: 1 saat 59 dakika

   Rakunlar, yüzyıllardır dağlarda, ormanlarda ve tepelerde barış içinde yaşamaktadırlar. Fakat insan nüfusu gittikçe artmakta ve insanların daha fazla yerleşim alanı bulma ihtiyacı yüzünden, rakunların doğal yaşamı artık büyük tehdit altındadır. Bu gelişmelere kızan rakunlar, kılık değiştirme sanatını öğrenmeye karar verirler. Aslında rakunlar, doğaları gereği kılık değiştirme ve başka şekillere girme konusunda çok yeteneklidir. Fakat bunu daha etkili ve ustaca yapmak istemektedirler. Kısa süre içinde rakunlar istedikleri şekle, cisme hatta insana dönüşmeyi öğrenerek yaşadıkları doğal alanı korumak için insanlarla mücadeleye girişecektir.(Alıntı)


Yorumum:
   Bol mesajlı ve kimi zaman güldüren kimi zaman hüzünlendiren bir animeydi. Abartılı şekilde çizilen rakun testislerine halen anlam verememekle beraber paraşüt olarak bile kullanılabilir birer teçhizat gibi gösterilmiş olmalarına çok güldüm. Güzel bir anime. Ghibli Stüdyo'dan çok değerli iki deha olan Miyazaki ve Takahata'nın beğenilmeyecek bir anime çıkarmasını zaten beklemiyordum aslında. Hehe

Puanım: 5/5
   İzlemekte fayda var efendim :)
---

Yazının sonuna gelmişken bir konuya değinmeden geçmek istemedim. Yazmayı gerçekten özlemişim, kafayı dağıtmak ve farklı şeylere odaklanmanın her zaman iyi geleceğine inanırdım ama yazmanın ne kadar etkili olduğunu unutmuşum anlaşılan yazmadığım süre boyunca.

Sevgiler
Kız

3 yorum:

  1. sadece benim adım feridun'u izlemiş, beğenmemiştim :) diğerlerini ilk kez gördüm. :)

    YanıtlaSil
  2. hımmm alırım hepsini listeyeee. oniki adam izledimdi, cowboy bebop süfeeer :)

    YanıtlaSil
  3. Ghost in the Shell'in mehtini duymuş, konusunu bile bilmeden "İzlerim bir ara ya" diye kenarda tutmuştum senelerce. Şimdi konusunu bildiğime göre izlemeye bir adım daha yaklaştım en azında. Cowboy Bebop müzikleriyle, aksiyonuyla, kıvırcık saçlı uzay kovboyuyla zaten harikadır. Pompoko'yu daha önce hiç duymamıştım ama ilgi çekici bir filme benziyor. Ama içlerinden en çok ilgimi çeken "12 Kızgın Adam" oldu. Daha önce duyup duymadığımdan emin değilim ama izlenilmesi gereken bir film olduğu konusundan bile belli.

    YanıtlaSil