Blog prensiplerim:
- Biriktikçe yazıyorum: tecrübe, bilgi, acı, mutluluk vs.
- "Bana da beklerim" tarzı yorumları içeriği ne olursa olsun yayınlamıyorum.
- Yorumlara vakit yaratabildikçe cevap yazıyorum.

16 Mart 2019 Cumartesi

Pencereden Gözlemler



İlk kelime. 

İlk satır.

İlk sayfa.

Her şeyin bir ilki vardır, her ilk ise bir şeye dönüşmeyebilir.

Hayatını ertelemek üzerine yaşayan birisini düşünün, bir kız. Siyah saçlı, sarışından esmer, esmerden beyaz, meraklı irice siyah gözleriyle dünyayı incelerken her bir düşüncesiyle tutam tutam kıvrılmış saçları olan bir kız. Öyle bir hayatı olsun ki bu kızın, hep meşgul olsun. Hep acele ve daha önemli bir işi olsun, onu yatarken gördüğünüzde de tek bir açıklaması: işten kaytarıyorum. Lügatından dinlenmek kelimesini sildirmiş ve bununla benzer anlamı taşıyabilecek her kelimenin yerine tembellik ve alternatiflerini yazdırmış bir kız. Hep yorgun ama neşeli “Ben boş durmayı sevmem” sözleri insanların kimisini şaşırtan, kimisinin tasdiğini alan, kimisini ise öfkelendiren bir kız. Herkesin kendince bir sebebi vardı hisleri için, kiminin de yoktu belki, sebep bulmak için kendi içine bakmaya niyet etmemişti belli ki. Diyeceksin ki sevgili Okur, “E bu kız hani erteliyordu, hep bir işler yapıyor?” ve ben de diyeceğim ki haklısın, sürekli bir işler yapıyor ama hep acil durumda hemen yetişmesi gerekenleri yapıyor. Mesela,  şuan çalışması gereken iki sınavı, yazması gereken bir raporu varken ailesiyle pikniğe gitmeye katiyen vakit ayıramıyor ama bu yapması gerekenler altı haftadır gördüğü derslerin sorumluluğu, yani aslında kırk iki gündür zaten gündeme yavaş yavaş gelmiş meseleler. Bugün ortaya çıkmış meseleler değil. Peki, bu kız o süreçte ne yaptı? Yeni başladığı laboratuarından yorgun düştüğü için ilk günler boş bulduğu her vakitte uyudu, okul dönemi başlamadan önce yasını tutmaya başladığı sevgilisinin yasını tutmaya devam etti, sevgilisini atlatmaya başladıktan sonra ise çevresinde ona ilgisini gösteren adayları ve onun ilgilendiği bazı adayları düşündü, araştırdı, arkadaşıyla kritik etti. -normalde bu konulara bu kadar ehemmiyet vermemesine rağmen son dönemlerde fazla kafasını karıştırır olmuştu bu meseleler-. Bunların dışında yapması gereken birkaç ödev ve sorumluluğunu, araştırmasını da yerine getirdi pek tabii ama hep kendisiyle bir boğuşma içerisindeydi. Stres yapmadan sadece yavaşça çalışmayı devam ettirmesi gerektiğini bildiği halde streslendi, normalde üzerine çok düşünmediği konuları kafaya taktı, çalışmaktan kaçmak için pek çok oyalanma yöntemi buldu. Sonunda o kadar yas tutmaya, strese, kötü beslenmeye ve az uykuya dayanamayan bedeni kendini resetledi ve bir hafta boyunca hastaneler yeni yuvası oldu.

Şimdi bu kız ne yapıyor diye sorarsan sevgili Okur, penceresinden görebildiğim kadarıyla şuan bilgisayarının başında oturmuş bir şeyler yazmakla meşgul, üniversite okuduğu şehirde değil, memleketindeki odasının penceresinden izliyorum ne yaptığını. Karga hislerim yanılmıyorsa yine pek çok şeye takmış kafasını: bozulan sağlığına ve yeme düzenine, vermek istediği kilolarına, okumak istediği kitaplara, çalışması gereken sınavlarına, kendisi için çizdiği gelecek planlarına, babasıyla ettiği kavgaya, annesinin rahatsızlığına, yapmak istediği ama “vaktinin olmadığı” tüm hobilerine… Hayatının elinden alınıp tekrar armağan edildiği bir hastalığı atlatma evresindeyken yine aynı sıkıntılarını geriye dönüp toplamış ve sırtındaki torbasına doldurmuştu. Halbuki sevgili Kız, sadece biraz sakin olsan, minik adımlar atarak yürüsen. Dünyayı sen kurtarmak zorunda değilsin, hatta en mükemmel insan da olmak zorunda değilsin, kimse değil. Aşk iyi gelir ama acıtır da, dersler kolaylıkla hallolabilirken zorlayabilir de, babalar bazen anlaşılmazlardır ama sen de her zaman anlaşılır değilsin, anneler hasta olabilir onlar da insan, sen de insansın sağlığın bozulabilir kendine daha çok dikkat et, kilo vermek istiyorsan verirsin, hobilerine vakit ayır ki ruhunu da besle ve tüm bunlar için sabırlı ol, sakin kalmaya çalış. Sabırlı ol, içinde olduğun anın sabra ihtiyacı var, senin de. Arada da biraz dur ve dinlen, çünkü dinlenmek aslında güç kazanmak için çalışmaya ara vermektir, işten kaytarmak değil. 

Sevgiler
Karga 
(Şarkının özel bir amacı yok, iki gündür sürekli dinlediğim için eklemek istedim)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder